Uygulama Güvenliği ve Veri Sızıntısını Önlemenin 5 Yolu

Uygulama Güvenliği Nedir?

Uygulama güvenliği, özellikle web sitelerinin, web uygulamalarının ve web hizmetlerinin güvenliğini ifade eder. Siber saldırıları tespit ederek, önleyerek ve bunlara yanıt vererek şirketinizin web sitesini nasıl koruyabileceğinizle ilgilidir.

Şirket web siteniz gibi web uygulamaları da, müşterileriniz için kritik temas noktalarıdır – markanız, ürününüz veya hizmetinizle etkileşime girdikleri yerdir. Ancak siber saldırılar söz konusu olduğunda, web uygulamalarınız aynı zamanda en zayıf halkanız haline gelebilir. Bugün web uygulaması zayıflıkları ve yazılım açıkları, siber suçluların dış saldırılar için en çok tercih ettiği yol olmaya devam ediyor.

Üçüncü parti veri ihlalleri

Üçüncü bir şahıstan kaynaklanan veri ihlallerinin, şirketlere maliyetleri tahmin edilenden çok daha yüksek olabilir. Bu durum şirketlerin iş yaptıkları üçüncü parti şirketlerin güvenliğini yakından inceleme, güvenlik standartlarını uyumlu hale getirme ve üçüncü taraf erişimini etkin bir şekilde izleme ihtiyacının gerekliliğini ortaya koyuyor.

Bu neden önemli? Web Siteniz gibi web uygulamaları da, kullanıcı deneyimini iyileştiren, işlemleri kolaylaştıran veya başka bir şekilde işlevsellik ekleyen düzinelerce, hatta yüzlerce üçüncü taraf satıcıya ait düzenleme içerebilir. Defalarca, global markaların web sitesinin veri sızıntısına maruz kaldığını gördük çünkü siber korsanlar üçüncü taraf bir güvenlik açığı gördüğünde mutlaka bundan yararlanıyor.

Örneğin Facebook 600 milyondan fazla kullanıcının şifrelerini şifrelemeyi unuttu. 2012’den bu yana, bu şifreler yaklaşık 20.000 çalışanı tarafından erişilebilen düz metin olarak saklanıyordu. İşin en kötü yanı, şirketin son yedi yıldır bu konuda fikrinin olmamasıydı. Bu veri ihlali sadece yüz milyonlarca kullanıcının gizliliğini tehlikeye atmakla kalmadı, aynı zamanda yetersiz uygulama güvenliği testi metodolojisini de ortaya çıkardı.

2021’in popüler uygulamalarından Clubhouse’un 1,3 milyon kullanıcısının kişisel verileri popüler bir hacker forumunda çevrimiçi olarak sızdırıldı. Clubhouse kullanıcılarının sızdırılan verileri arasında isimler, sosyal medya profil adları ve diğer detaylar yer alıyor.

Daha sonra da 500 milyon LinkedIn kullanıcısının kişisel verilerinin – platformun kullanıcı tabanının yaklaşık üçte ikisi – çalındığı ve çevrimiçi satış için listelendiğini bildirdi. Bir siber korsan, verileri dört basamaklı bir miktar için ve potansiyel olarak bitcoin biçiminde satmaya çalıştı.

Peki küçük büyük tüm şirketlerin korkulu rüyası veri sızıntısı nasıl önlenebilir?

1. Kritik verileri tanımlayın

İlk olarak, işletmelerin kendi kritik verilerini nasıl tanımlayacaklarını anlamaları gerekir. Bu, hangi verilerin en fazla korumaya ihtiyaç duyduğunu kategorize edebilmek ve hassas bilgileri korumak için veri kaybı önleme yazılımından nasıl yararlanılacağı anlamına gelir.

Şirketler öncelikle hassas belgeleri ve bunların işlenmesini hedefleyen bir veri koruma stratejisi gerçekleştirmelidir.

2. Erişimi ve etkinliği izleyin

Veri sızıntısını önlemenin bir sonraki adımı, tüm ağlardaki trafiği yakından izlemektir. İş altyapınızın tamamında nelerin kullanıldığını otomatik olarak keşfetme, haritalama ve izleme yeteneği, ağınızın gerçek zamanlı bir resmini sağlar.

Ortalama bir siber korsan, bir sistemi gerçekten ihlal etmeden önce altı ay boyunca bir ağ içinde keşif yaptığından, işletmelerin bir ihlal meydana gelmeden önce anormal davranışları tespit etmesi gerekir. İzleme araçları, bir çalışan bilgileri indirdiğinde, kopyaladığında veya sildiğinde yöneticilere kırmızı bayrakları bildirerek erişimi ve etkinliği denetler.

3. Şifrelemeden yararlanın

Şirketiniz henüz bunu yapmadıysa, özel, gizli veya hassas bilgileri şifrelemeyi düşünmelisiniz. Şifreleme aşılmaz olmasa da, verileri güvende tutmanın en iyi yollarından biri olmaya devam ediyor. Dikkatlice uygulanan bir şifreleme ve anahtar yönetimi süreci, çalınan verileri okunamaz ve işe yaramaz hale getirir.

Durağan ve geçiş halindeki veriler dahil olmak üzere ağınızın farklı noktalarında şifrelemeyi etkinleştirmek, en gelişmiş saldırılara karşı bile önemli koruma sağlayabilir. Şirketler proaktif olarak izlenen ve yönetilen şifreli ağlar aracılığıyla katmanlı bir savunma sistemini etkinleştirmelidir.

4. Ağınızı kilitleyin

Ağınızı kilitleyebilmek, önleme çabalarının birincil odak noktası olmalıdır. Mobil teknolojinin yükselişiyle, veri sızıntısında da bir artış yaşıyor. Pek çok çalışan hassas verileri korumak için atılması gereken adımların farkında olsa da, bazıları uygulamalarının güvenli olmadığını kabul ediyor. Bu durum, sık sık iyi uygulamaların test edilmesiyle hafifletilebilir.

5. Uç nokta güvenliği

Veriler aynı zamanda ağları BT altyapısı içindeki çıkış noktalarından da terk ettiğinden, işletmeler bu çıkış noktalarını izleyen ve harekete geçen çözümleri seçerek veri kaybı riskini daha etkin bir şekilde yönetebilir. Bu sayede BT personeli hangi gizli bilgilerin ne zaman ve hangi belirli kanal veya cihaz aracılığıyla bırakıldığını belirleyebilir.

Veri Güvenliği ve Omreon

Veri gizliliğine, marka itibarına ve siber güvenlik sızıntılarına karşı hazır olma stratejiniz varsa doğru adrestesiniz. Omreon’un veri güvenliği konusundaki deneyimi ve uzmanlığı şirketlerin uygulama güvenliği risklerini en aza indirmesini sağlıyor. Şirketinizi siber saldırılara ve veri ihlallerine karşı korumak için uzman ekibimizle bugün iletişime geçin.

Bu yazı ilginizi çektiyse Gizlilik, Veri Güvenliği ve İzin: 2021’de Başarı İçin Şirketlere 3 Önemli Tavsiye yazımıza da göz atabilirsiniz.

Siber güvenlik tehditleri: 2021’de en çok karşılaşılan 4 tehdit

Pandemi zamanında daha da dijitalleşen dünyamızda hayatımızı kolaylaştıran teknolojik yenilikleri giderek daha fazla takip etmeye ve önemsemeye başladık. Artık teknoloji, kişisel ve profesyonel yaşamlarımızın tam kalbinde.

Hayatımızın merkezinde olan da, daha fazla insanın uzaktan çalışmasına izin veren ve siber güvenlik tehditleri de hiç bitmeyen artışa katkıda bulunan da aslında aynı teknoloji. Bildiğimiz belirli dijital saldırı türleri, sadece 2020’de % 15 arttı. Günümüzde işletmeler ve kuruluşlar dijital alana genişlemeye devam ettikçe, kendilerini siber saldırılara karşı giderek daha savunmasız bırakıyorlar.

Bu yazıda, 2021’de dikkat edilmesi gereken en popüler 4 siber güvenlik tehdidine göz atacağız.

1. Siber Suçlar

Pandeminin başlangıcından bu yana, siber korsanlar, durumu bir fırsat olarak gördüler ve kapanmaların sunduğu güvenlik açıklarından yararlandılar. Kurumsal sistemlere erişim elde etmek için uzaktan çalışanları hedefleme, kimlik avı ve kötü amaçlı yazılım kampanyalarını artırma fırsatını yakaladılar.

Bu arada siber korsanlar, sahte hayır kurumlarının kurulması ve bu çalkantılı zamanlarda özellikle risk altında olan kurbanlara hileli krediler dağıtılması dahil olmak üzere, her zamankinden daha karmaşık teknikler geliştirdiler. Siber suçların 2021’de global ekonomiye 6 trilyon dolara mal olması bekleniyor.

2. Dolandırıcılık

İnanılmaz bir yükseliş eğiliminde olan online işlemler yüzünden, siber korsanlar tüm bu harcamaları taşıyan “güvenli” sitelere lazer gibi odaklanıyorlar. Favori yöntemler arasında kötü amaçlı yazılımlar yerleştirmek ve tıkladığınız için muhtemelen sizi üzecek kötü niyetli bağlantılar sunan reklamlar oluşturmak yer alıyor.

Ve yakında dijital çalışma alanına giren yeni nesil çalışanlarla, şirketler daha savunmasız olacak çünkü ne yazık ki, çalışanlar siber güvenlik protokollerine karşı daha dikkatsiz davranabiliyor. Saldırganlarsa, çalışanları düzenli olarak değerli şirket bilgilerini paylaşmaya ikna eden gelişmiş manipülasyon teknikleri kullanıyor ve daha zayıf giriş noktaları arıyorlar.

3. İçeriden Gelen Tehditler

Hoşnutsuz eski çalışanlar, dijital güvenlik protokollerinden habersiz çalışanlar, tek seferlik ticaret ortakları: bunlar içeriden gelen saldırılar için potansiyel risk faktörlerinin yalnızca bir bölümünü temsil ediyor. İçerideki kötü niyetli saldırılar, maaş bordrosu kayıtları, uluslararası işlemler, mali kayıtlar ve kimlik kartları dahil olmak üzere bir kurumun bilgi varlıklarına yönelik kritik bir tehdit oluşturuyor. Bir çalışana veya iş ortağına bir kuruluşun güvenli sistemlerine ve veri tabanlarına zaten erişim izni verildiğinde, herhangi bir dahili müdahaleyi tespit etmek zordur ve bu siber korsanların, karaborsadaki teklif sahiplerine satmak için bilgileri çalmalarına olanak sağlar.

Kasıtsız müdahale bile, 2021’de hem büyük hem de küçük ölçekli işletmeler için artan bir endişe kaynağı haline geldi. Özellikle finans sektörü oldukça savunmasız. En güvenli şekilde tutulan özel verilere bile erişimi olan çalışanlar yanlışlıkla bir dolandırıcılık veya manipülasyonun kurbanı olurlarsa, değerli veri depoları siber korsanların eline geçebilir ve temizlenmesi yıllar sürebilen hasara neden olabilir.

4. Planlanmış Saldırılar

Önümüzdeki yıl, siber korsanların belirli sektörleri hedeflemeye devam ettiklerini göreceğiz. Özellikle sağlık sistemleri birincil hedef olmaya devam edecek. Koronavirüsle ilgili problemlerle boğuşan sağlık kuruluşlarının siber güvenlik protokollerini ayarlamak için zamanları olmayacak ve kötü niyetli siber korsanlar için çekici hedefler olarak listede üst sıralarda kalacaklar.

Bu korsanlar, koronavirüs aşıları geliştirme süreciyle ilgili bilgileri çalmaya çalışacağından, araştırma tesisleri ve ilaç şirketleri de yüksek risklerle karşı karşıya kalacak.

2021’de tehdit altındaki diğer sektörler arasında sağlık sigortası, finans sektörü ve otomobil üreticileri yer alıyor. Özellikle elektrikli araçlardaki yenilikler, otomobil üreticilerini potansiyel kâr ve prestij açısından daha çekici kılacak.

Geleceğinizi güvenli bir şekilde planlayın

Covid-19 bize bir şey öğrettiyse, o da tüm olasılıklara hazırlıklı olmamız gerekliliği. Gelecekte olası riskleri anlamak, şirketinizi ve dijital sistemlerinizi korumak için gerekli önlemleri almak için Omreon’la iletişime geçebilirsiniz. Olası siber saldırılardan korunma stratejilerinden, en etkin yöntemlere kadar detaylı bilgi almak isterseniz uzman ekibimiz bir tık uzağınızda.

Bu yazı ilginizi çektiyse Covid-19’un Siber Güvenlik Üzerindeki Etkileri’ne de göz atabilirsiniz.

Dijital Pazarlamanızı Siber Saldırılardan Korumak İçin En Etkili 4 Yöntem

Günümüzde siber saldırıların şirketlere maliyeti çok yüksek olabilir. Siber güvenlik uzmanları, siber suçların yol açabileceği hasarları artık trilyon dolarlarla ifade ediyor. Ve bu siber tehditler, küçük işletmelerle büyük şirketler arasında ayrım yapmıyor. Bugün her ölçekte şirket bir siber saldırının kurbanı olabilir.

Araştırmalar, saldırıya uğrayan bazı küçük işletmelerin bundan kurtulamadığını gösteriyor. Siber suçlar yıkıcı olmaya devam ediyor. Kötü haberse bu saldırılar gelecekte artmaya devam edecek.

Siber güvenliğin sizin sorumluluğunuzda olmadığını ve bununla ilgilenmesi gereken ekibin BT ekibiniz olması gerektiğini düşünebilirsiniz. Ancak dijital pazarlamacıysanız, markanızın veya şirketinizin gizliliğini ve verilerini koruma konusunda BT ekibinizden daha az sorumlu değilsiniz.

Pazarlama tekniklerini kullanarak geniş bir kitleye ulaşmaya çalışıyor olmanız, sizi hackerlar için harika bir hedef haline getiriyor. Sosyal medya sayfanızda görünüşte zararsız bir bağlantı paylaştığınızı ve insanların onu tıkladığını hayal edin. Ancak bu bağlantı kötü amaçlı yazılım barındırıyorsa, bu bağlantıya tıklayan tüm kullanıcılara virüs bulaşacaktır. Ve saldırı, güvenilir bir çevrimiçi kaynak kullanılarak yapıldığında sonuçları çok daha yıkıcı olacaktır.

Dijital Pazarlamada Siber Güvenliğin Önemi

İyi bir dijital pazarlama stratejisi geliştirmek, şirketinizin büyümesi için çok önemlidir. Stratejinizi hayata geçirirken web sitenizden gönderdiğiniz e-postalara ve sosyal medya paylaşımlarınıza kadar tüm pazarlama kampanyasının güvenliğini de göz önünde bulundurmalısınız. Bunun ihmal edilmesi hem siz hem de müşterileriniz için gizlilik risklerine neden olabilir.

Dijital pazarlamayla ilgili öne çıkan siber saldırı biçimlerini kısaca özetlemek istersek:

  • İndirilen dosyalardan veya tıklanan bağlantılardan kötü amaçlı yazılım bulaşması
  • Tarayıcının ele geçirilmesi ve yeniden yönlendirilmesi
  • Verilerin ve diğer hassas bilgilerin çalınması
  • Kimlik hırsızlığı
  • Sahte haberlerin yayılması
  • Web sitesi saldırıları
  • Kötü amaçlı WordPress yazılımlarını sayabiliriz.

Bu tehditlerin yanı sıra, çoğu dijital pazarlamacının aşina olmadığı birçok başka siber saldırı türü de var.

Bir siber güvenlik stratejisine sahip olmak markanıza fayda sağlar. Kötü amaçlı yazılımlara karşı sağlam bir savunmaya sahip olmak en temel avantajlardan sadece biridir. İyi bir siber güvenlik stratejisi web sitenizi ve müşterilerinizin size emanet ettiği tüm verileri korur. Ayrıca, siteler arası komut dosyası oluşturmaya, hizmet reddi saldırılarına ve şifre kırmaya karşı da koruma sağlar.

Bu açıdan yaklaşırsanız, siber güvenliğin sadece BT departmanının sorumluluğu olmadığını düşünmeye başlayacaksınız. Şirketinizin hassas verilerinde bir ihlal meydana geldiyse veya sunucularınız saldırıya uğradıysa, bilgisizlik iddiasında bulunmak işleri çözmeyecektir. Siber güvenlik herkesin sorumluluğundadır.

İyi haber şu ki, şirketinizi siber suçlara karşı korumak imkansız değil. Siber güvenliğin sorun olabileceği dijital pazarlamanın en yaygın yönlerinden bazılarına ve işletmenizi bunlara karşı nasıl koruyabileceğinize bakalım.

Dijital Pazarlamanızı Siber Saldırılardan Korumak için 4 Yöntem

Dijital pazarlama yalnızca şirketinizin verileriyle değil, aynı zamanda müşterilerinizin bilgileriyle de ilgilendiğinden, pazarlamacıların kampanyaları uygulama konusunda çok dikkatli olmaları gerekir.

1. E-posta

E-posta pazarlaması bir şirketi tanıtmanın en etkili yollarından biridir. Dijital pazarlamadaki en yüksek yatırım getirilerinden birine sahiptir ve web sitesi trafiğini ve dönüşüm oranını artırmaya yardımcı olur.

Ne yazık ki, e-postaların kötü amaçlı yazılımların en sevilen dağıtım yöntemi olduğu da bilinmektedir. Saldırıların% 90’ından fazlası e-postalardan geliyor. Siber korsanlar, kimlik avı taktiklerini kullanarak bir sonraki hedeflerini bulmak için çoğunlukla e-postalardan yararlanıyor. Gerçek görünen, ancak gerçekte sahte web sitelerine bağlantılar veya kötü amaçlı ekler içeren e-postalar gönderiyorlar.

Siber korsanlar, sizden bilgi almak amacıyla bankalar, Paypal, Amazon, Netflix, devlet kurumları veya kuruluşlar gibi yasal kurumlardan gelen e-postaları sıklıkla taklit eder. Ve ardından gelen saldırı türü, verdiğiniz bilgilere bağlıdır.

Dijital pazarlama ekibiniz, bu tür saldırılara karşı savunmasızdır çünkü genellikle müşterilerle (veya müşteri kılığındaki hackerlarla) etkileşime girenler onlardır.

E-postalarınızı korumak için ekibin her üyesini bir kimlik avı e-postasını nasıl tespit edeceği konusunda eğitin. Güçlü bir parolaya sahip olmak ve e-posta servis sağlayıcınızın spam filtresini kullanmak da bu tehditleri uzak tutmanıza yardımcı olur.

2. WordPress

Bu listede WordPress’i görmek tuhaf görünebilir. Ancak siber güvenlik haberlerini takip ederseniz, WordPress’in en yoğun şekilde hedeflenen CMS platformlarından biri olduğunu göreceksiniz. Siber korsanlar saldırıyı başlatmak için genellikle platformun güvenlik açıklarını hedef alıyor. Diğer siber suçlular, WordPress ile birlikte kullanılan popüler eklentilerin güvenlik açıklarından yararlanıyor.

Siber korsanlar, eski yazılımların yanı sıra, sitenize sızmak veya aşağıdakiler dahil başka şekillerde kesintiye uğratmak için başka ağ geçitlerini de kullanabilir:

DDoS Saldırısı – Bu saldırı, website sunucunuzu ve websitenizi kırmak için çılgın miktarda trafik yaratır.

Siteler Arası Komut Dosyası – Bu durum, bir siber korsanı sunucunuza giren verileri çalmak için web sitenize kötü amaçlı bir kod eklediğinde gerçekleşir.

SQL saldırıları – Siber korsan websitenizin veritabanına erişim sağlamaya çalışır.

Parola Saldırısı – Kişisel bilgileriniz, geri dönüştürülmüş parolalarınız veya basit karakterler gibi zayıf parolaların kullanılması, siber korsanların verilerinize erişmesini kolaylaştırır.

WordPress hesabınızı çevrimiçi tehditlere karşı korumanın en iyi yolu, hesabınızı her zaman güncel tutmaktır. Otomatik güncellemeleri etkinleştirdiğinizde, bilinen güvenlik açıklarını giderecek güvenlik önlemlerini alırsınız. Hala güncellenmişlerse, kullandığınız eklentileri ve uzantıları kontrol etmeyi unutmayın.

Güçlü parolalar kullanın ve mümkünse iki faktörlü kimlik doğrulamayı etkinleştirin. Kötü amaçlı içeriği engellemek ve web sitenizi korumak için web sitenizin arkasına bir Web Uygulaması Güvenlik Duvarı da kurabilirsiniz. Dijital bir sertifika alarak web sitenizi de SSL ile şifreleyin.

3. Sosyal Medya

Milyarlarca insan şu anda sosyal medyada, bu da sosyal medyayı şu anda en etkili dijital pazarlama yollarından biri yapıyor. Facebook, YouTube, Instagram, Twitter ve WhatsApp gibi platformlar her yaş grubundan kullanıcıyla dolu. Ancak büyük fırsat büyük bir tehlikeyi beraberinde getiriyor.

Siber korsanlar, sosyal medya hesaplarını hedeflemeyi severler – sadece popüler insanları değil aynı zamanda sıradan kullanıcıları da hedef alırlar. Hesapları ele geçirmek, daha fazla hasara neden olmalarını sağlar. Saldırganlar, kişisel bilgilerinizi çalmanın yanı sıra, hesaplarınızı ele geçirmek ve profilinize saldırgan materyaller göndermek için giriş bilgilerinizi de çalabilir.

Pazarlama ekipleri için tehlike daha büyük, çünkü genellikle aynı sosyal medya hesabına birden fazla üye erişiyor. Giriş bilgilerinizin yayılmasını kontrol etmek için, tüm sosyal medya görevlerinizi yerine getirmek için bir sosyal medya yönetim aracı kullanabilir veya kimlik doğrulama bilgilerinizi korumak için bir parola yöneticisi kullanabilirsiniz.

Ayrıca, pazarlama ekibinizi, özellikle bağlantı içerenler olmak üzere, istenmeyen sosyal medya mesajlarının tehlikeleri hakkında eğitmelisiniz. Siber korsanlar hassas bilgileri paylaşmak için e-posta kullandıkları gibi, sisteminize saldırmak için Facebook ve diğer sosyal medya platformlarını da kullanabilirler.

4. CRM Yazılımı

CRM yazılımı, dijital pazarlamanın ayrılmaz bir parçasıdır, çünkü burası genellikle müşterilerinizden toplanan verileri depoladığınız yerdir. Verileri depolamanın yanı sıra, CRM yazılımı, toplanan verileri analiz etmek ve işletmeniz için bir pazarlama stratejisi hazırlamak için kullanmak için de kullanılır.

Siber korsanların CRM yazılımınıza erişim sağladığını bir düşünün. Bu hassas verilere eriştiklerini ve bunları suç faaliyetleri için kullandıklarını. Bu ihlalden sadece para kaybetmekle kalmayıp, aynı zamanda markanızın itibarını da kaybedebilirsiniz.

CRM yazılımınızı güçlü bir parola ile korumak yeterli değildir. Düşündüğünüz gibi etkili olmayacağından farklı bir yaklaşım benimsemelisiniz. Neden? Çünkü çoğu ihlal içeriden gelir.

CRM yazılımınızdaki verileri korumak için, erişimi yalnızca güvenilir çalışanlarla sınırlayın. Erişimi olanların güvenilir olduğundan emin olun. Müşterilerinizin verilerini yönetme sorumluluğunu atamadan önce personelinize göz atın. Hesabınıza girişleri izlemek için kullanabileceğiniz bir izleme aracınız varsa ideal olacaktır. Son olarak, Kendi Cihazını Getir (BYOD) politikasına izin vermeyin. Çalışanlar yalnızca şirket tarafından tahsis edilen cihazları kullanmalıdır.

Özet

Bugün sağlam bir siber güvenlik stratejisi oluşturmak, her pazarlama stratejisine dahil edilmesi gereken bir konu. Saldırganlar tarafından sıklıkla kullanılan ağ geçitleri olduğundan, yukarıda belirtilen alanlara özel dikkat gösterilmelidir. Bu endişeleri gidererek, nihayet çevrimiçi güvenliğiniz konusunda endişelenmenize gerek kalmadan markanızı tanıtabilirsiniz.

Omreon olarak şirketlerin veri güvenliği konusunda yaşadıkları sıkıntıları biliyor ve çözümlerimizle veri güvenliğini etkin bir şekilde yönetebilmenizi sağlıyoruz. Siber saldırılardan korunmak için ihtiyacınız olan stratejiyi oluşturarak en etkili yöntemlerle savaşmak için uzman ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazı ilginizi çektiyse Covid-19’un Siber Güvenlik Üzerindeki Etkilerine de göz atabilirsiniz.

İşletmenizin Performansını İyileştirmek için Sormanız Gereken 7 Veri Analizi Sorusu

Günümüz dijital dünyasında veri analizi ve rekabet avantajı birbiriyle derinlemesine bağlantılı kavramlara dönüştü. Artık sektöründen ve ölçeğinden bağımsız birçok işletme için veri analizini doğru ve verimli bir şekilde kullanarak rekabette öne çıkmak mümkün.

İş dünyasında pek çok kişinin bildiği gibi, rekabet avantajı, bir şirketin mal veya hizmetlerini diğerlerinden üstün yapan şeydir. Şirketler uzun yıllardır, geleneksel bir bakış açısıyla maliyetleri düşürmek, yeni ürünler geliştirmek ve genel müşteri deneyimini iyileştirmek gibi birçok yolla bu avantajı geliştirmeye çalıştı.

Bununla birlikte, bugün birçok kişinin (şaşırtıcı bir şekilde) gözden kaçırdığı şey aslında veri analizi ile rekabet avantajı arasındaki doğrudan ilişkinin yarattığı şaşırtıcı değer ve fayda.

Verileri anlamlandırabilen, veri okuma sürecinde konuya doğru sorularla yaklaşabilen ve veri analizi ile rekabet avantajı arasındaki bağlantıyı doğru kurabilen şirketler bugünün kazananları. Bu şirketler hem mevcut rekabet avantajlarını geliştiriyor, hem de pazar konumunu güçlendirme potansiyeli yaratarak muazzam sonuçlar elde ediyor.

Eğer siz de veri analizini kullanarak performansınızı güçlendirip, şirketinizi bir adım ileriye taşımak istiyorsanız, işte kendinize sormanız gereken en önemli 7 veri analizi sorusu:

1-Analiz sonuçlarında net olarak öğrenmek istediğiniz şey nedir?

İşe şirketinizin şu anki durumunu değerlendirerek başlayabilirsiniz. Şirket genelinde işletmeniz için en doğru KPI’ların hangileri olduğunu ve halihazırda nasıl geliştiklerine baktıktan sonra, farklı KPI örneklerini araştırın ve kendinizinkiyle karşılaştırın. Ne şekilde gelişmelerini istediğinizi düşünün ve değişikliklerin nerede yapılabileceğini belirleyin.

Unutmayın; hiçbir şeyi değiştirmezseniz, verileri analiz etmenin bir anlamı yoktur. Ancak bir geliştirme fırsatı bulursanız ve iş performansınızın önemli ölçüde iyileştirilebileceğini görürseniz bir sonraki adıma geçmeye hazırsınız demektir. Bu aşamada hedefinizin ne olduğunu düşünün. Başlangıçta kendinize soracağınız bu veri analizi soruları, süreç boyunca size yol göstermesi açısından altın değerinde.

2-Standart KPI’lar arasından size en faydalı olan hangisi?

Sürecin başında veri analizi sorularınızı aldıktan sonra, bunları ölçmek için kullanabileceğiniz bazı standart KPI’lara sahip olmanız gerekir. İşiniz özelinde sizin için en doğru olacağını düşündüğünüz KPI’ları seçin ve şirketinizin gelişmesine yardımcı olacak kârlı kararlar yolculuğunuza başlayın.

3-Gerekli datayı nereden alacağınızı biliyor musunuz?

Bu adımda, tüm verilerinizi incelemek için ihtiyaç duyduğunuz veri kaynaklarını belirlemek, ihtiyaç duyacağınız alanları seçmek, gelecekte ihtiyaç duyabileceğiniz veriler için biraz alan bırakmak ve tüm bilgileri tek bir yerde toplamak gerekir. Bu noktada veri kaynaklarınız konusunda geniş düşünün. Şirketinizdeki tüm departmanlar, satış, finans, BT vb. kısacası her biri veri sağlama potansiyeline sahiptir, unutmayın.

4-Veri kalitesini nasıl sağlayabilirsiniz?

Eğer veri temeliniz iyi değilse bütün vaktinizi çöpe atmışsınız demektir. Bilgilerin çeşitli kaynaklardan geldiğini, iyi ya da kötü olabileceğini , bir şirket içindeki tüm kaynakların veri sağlama motivasyonu olduğunu  biliyoruz. Hangi bilgileri kullanacağınızın ve hangi kaynaktan geldiğinin belirlenmesi, veri analizi hakkında sormanız gereken en önemli sorulardan biri olmalı.

Unutmayın, veri analizi sorularınız, işletmenizin daha kârlı olmasıyla doğrudan ilgili. Eğer verileriniz yanlışsa bu finansal tablonuza da yansıyacaktır. Bu nedenle veri kalitenizin en yüksek seviyede olduğundan emin olun.

5-Analiz sonuçlarını en son kime raporlayacaksınız?

Veri analizi sorularınızla ilgili bir diğer önemli kısım, analizinizin son kullanıcılarıyla ilgilidir. Sonuçları en son kime raporlayacaksınız?  Raporlarınızı bu kişiler nasıl uygulayacaklar? Bu aşamada son kullanıcılara, verilerden öğrenmeyi umdukları şeyleri, ihtiyaçlarını, teknik becerilerini, verileri analiz etmek için ne kadar zaman harcayabileceklerini  sorun. Bu soruların cevaplarını bilmek, veri raporunuzun ne kadar ayrıntılı olacağına ve hangi verilere odaklanmanız gerektiğine karar vermenize yardımcı olacaktır.

Öte yandan iç ve dış kullanıcıların farklı ihtiyaçları olduğunu unutmayın. Raporlar kendi şirketiniz için tasarlanmışsa, hangi analizlerin yararlı olacağını aşağı yukarı bilirsiniz. Ancak, raporlarınız şirket dışındaki kişiler tarafından da kullanılacaksa, kurumsal kimliğinize bağlı kalmayı unutmayın. Onlara sağladığınız görsel raporlar, kullanımı kolay ve aksiyona dönüştürülebilir olmalıdır. Bu kişiler, BT desteğine ihtiyaç duymadan raporları rahatlıkla okuyup anlayabilmelidir.

6-Veri görselleştirme ihtiyacınız var mı?

Verileriniz tertemiz ve hesaplamalarınız yapıldı, her şey harika görünüyor ancak henüz işiniz bitmedi. Dünyadaki en değerli veri analizine sahip olabilirsiniz, ancak bunlar yetersiz bir şekilde sunulursa, hedef kitleniz onlardan umduğunuz etkiyi alamaz.

Bu noktada etkili ve şık bir sunuma ihtiyacınız olabilir. Artık bu zor işi sizin için halledebilecek çok sayıda online veri görselleştirme aracı var. Bu araçlar, verileri etkili bir şekilde hazırlayabilir ve kolaylıkla sonucu yorumlayabilir. Ayrıca veri analizini son kullanıcıya göre kişiselleştirmek, verileri analiz etmek için hazırladığınız sorulara uyum sağlama konusunda esneklik yaratır. Öte yandan günümüzde bu araçlarda uygulanan yapay zekâ, meydana gelen herhangi bir anormalliğe tepki verir ve anında bir veri uyarısı gönderir. Bu sayede siz de gerekli aksiyonu alabilirsiniz.

7-Hangi yazılım size en yüksek faydayı sağlayarak yardımcı olabilir?

Dijital dünyada iş zekâsı çözümlerinin genişlemesiyle, veri analitiği sorularının sorulması hiç bu kadar kolay olmamıştı. Artık temel ve gelişmiş analiz, sayısız grafik türü, hızlı ve kolay veri kaynağı bağlantısı gibi güçlü özellikler ve sorular ortaya çıktıkça verilerle etkileşim kurmanın sonsuz olasılıkları, kullanıcıların çoğu zaman karmaşık işlemleri basitleştirmesine olanak tanıyor. Yapmanız gereken analiz türü ne olursa olsun, seçeceğiniz doğru yazılım verilerinizi canlı ve “konuşabilir” hale getirmek için önemli bir rol oynayacaktır.

Ayrıca modern bir yazılım, verilerin sürekli  manuel olarak güncellenmesini gerektirmez. İşinizin geleceği için kritik soruları yanıtlamanıza ve iyi bir analiz için istikrarlı bir temel sağlamanıza yardımcı olacak gerçek zamanlı veriyi otomatik olarak sağlar.

Şirketinizin performansı açısından  size en yüksek verimliliği sağlayacak,  en uygun  yol haritasını oluşturmak için ihtiyacınız olan 7 temel soruyu sizin için özetledik.

Bu sorulara vereceğiniz cevaplar şirketiniz için altın değerinde olan iş kararlarını vermenize yardımcı olacak. Doğru veri öngörüleri aracılığıyla başarılı bir şirket altyapısı ve şirket kültürü oluşturmanız mümkün. Omreon olarak şirketiniz için uygun BI teknolojilerini kullanarak gerçek bir rekabet avantajı yaratabileceğinizi biliyoruz. Operasyonel verimlilik, kârlılık ve maliyet tasarrufu sağlayan hızlı, güvenilir ve sağlam çözümlerimizle ilgili bilgi almak için bugün bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazı ilginizi çektiyse Gizlilik Veri Güvenliği ve İzin: 2021’de Başarı için Şirketlere 3 Önemli Tavsiye’ye de göz atın.

Covid-19’un Siber Güvenlik Üzerindeki Etkileri

Koronavirüs salgını evden çalışma modelinin ‘yeni normal’ hale gelmesine sebep oldu. Fakat bu modele uyum sağlayan şirketler yeni zorluklar ve problemler ile karşı karşıya kalmaya başladı. Bu zorlukların ve problemlerin  başında, siber suçlar ve siber güvenlik konuları geliyor. Siber güvenlik risklerinin ihmal edilmesi şirketlerin itibarı, operasyonel, yasal ve uyum süreçlerinde çeşitli etkiler yaratma potansiyeline sahip.

Bu yazıda, Omreon ekibi olarak Covid-19 salgınının siber güvenlik üzerindeki etkilerini ve şirketlerin siber riskleri azaltmaya yönelik alabileceği önlemleri sizin için derledik.

COVID-19’un dijital çalışma ve siber güvenlik üzerindeki etkisi

Koronavirüs salgınıyla getirilen kısıtlamalar, dünyanın dört bir yanında çalışanları evden çalışmaya ve hatta “evde kalmaya” teşvik etti. Sonuç olarak, teknoloji hem çalışma hayatımızda hem de kişisel yaşamımızda daha da önemli hale geldi. Artan teknoloji ihtiyacına rağmen, birçok şirketin hala ‘siber güvenlikli’ bir uzaktan çalışma ortamı sağlayamadığı ise global bir gerçek olarak ön plana çıkıyor.

Artan siber güvenlik durumu

Uzaktan çalışmadaki artış, çalışanların siber riske  maruz kalma ihtimalini artırdığından siber güvenliğe daha fazla odaklanmayı gerektiriyor. Siber saldırganlar, pandemi sürecini,  evden çalışan insanların savunmasızlığından ve koronavirüsle ilgili haberlere olan yoğun ilgisinden yararlanarak, suç faaliyetlerini artırma fırsatı olarak görüyor. Pandemiden önce, siber saldırıların yaklaşık %20’si daha önce görülmemiş kötü amaçlı yazılımlar ya da yöntemler kullanılarak gerçekleştirilirken, bu oran pandemi sırasında %35’e yükseldi.

Öte yandan dikkate alınması gereken bir diğer önemli nokta , uzaktan çalışmadan kaynaklı veri ihlali maliyetinin yüzbinlerce dolar kadar olabileceği konusu.

Peki şirketler yeni siber güvenlik risklerine hazır mı?

Pandemiden önce, bazı şirketler uzaktan çalışma politikalarına ve özellikle de gizli verilere (örneğin bankacılık müşterisinin kişisel verilerine) erişime karşı çıkmaktaydı. Ama bu şirketler 2020’de, çok kısa bir süre içerisinde, uzaktan çalışma kapasite ve yeteneklerini artırmak zorunda kaldılar. Ne yazık ki, siber güvenlik, uzaktan çalışma yeteneklerinin geliştirilmesi sürecinde her zaman önemli bir öncelik olmadı. Pandemide bir yılı devirdiğimiz bugünlerde bile, şirketler hala karmaşık siber saldırılar konusunda yeterince hazırlıklı ve donanımlı değiller. 

Şirketler ve çalışanlar siber güvenliği nasıl artırabilir?

Evden çalışan ve kişisel bilgisayarlarını kullanan çalışanlar için siber güvenlik konusunda bazı önlemler alınarak siber suç riski azaltılabilir. 

Antivirüs koruması: Çalışanlara kişisel bilgisayarlarında kullanmaları için antivirüs ve kötü amaçlı yazılımlara yönelik bir lisans verilmelidir. Bu yöntem, tek başına %100 güvenli bir koruma sağlamasa da, birçok düşük seviyeli saldırı riskini ortadan kaldırır.

Siber güvenlik bilinci yaratma: Tüm şirket çalışanlarına, özel e-posta adreslerine ya da bulut depolama alanlarına e-posta gönderilmesi konusundaki prosedürler ve en iyi uygulamalar gösterilmeli ve siber güvenlik konusunda bir bilinç yaratılmalıdır.

VPN kullanımı: Sanal özel ağlar, evden internet kullanımına ek bir koruma katmanı ekler. Siber saldırıları önlemek için kendi başlarına yeterli olmasa da, VPN kullanımı siber saldırılara karşı verimli bir engel olabilir. İşletmeler bu konuda bazı temel VPN odaklı siber güvenlik stratejileri benimseyebilir.

Güvenlik denetimleri: Tüm BT sistemlerinin zayıf yönleri vardır. Şirketler, bu zayıf noktaları belirlemek ve kritik güvenlik açıklarını mümkün olan en kısa sürede kapatmak için düzenli olarak testler ve denetimler yapmalıdır. Bu testler, güvenlik açığı taraması veya çeşitli türlerde sızma testi alıştırmaları şeklinde olabilir.

Kriz planı yenileme: İş sürekliliğini sağlamak için kriz planları düzenli olarak yenilenmelidir. Şirket yöneticilerinin iş sürekliliği planlarını güncel tutmaları ve siber saldırı senaryolarını dikkate almaları olası bir siber saldırıyla etkin ve hızlı mücadele etmeyi sağlar.

Yeni teknoloji uygulamaları: Şirketler, uzaktan çalışma güvenliğini güçlendirmek için eski sistemlerini geride bırakarak, en yeni teknolojilerin sağladığı avantajlardan yararlanmalıdır.

Siber güvenlik, çoğu zaman şirketlerin yönetim kurulu toplantısının gündeminde olan bir konu. Ancak pandemi sırasında artan tehditler göz önüne alındığında bu konuya artık daha fazla dikkat gösterilmesi gerektiğini biliyoruz. Koronavirüsün ikinci dalgasının ortasında ve potansiyel bir üçüncü dalga ile ilgili endişelerin ortasında, şirketler siber saldırı tehditlerini ele alma konusunda proaktif olmalılar. Bir siber saldırı durumunda yanıt vermek yerine, bunları önleme yollarını önceden planlamalılar.  Siber saldırı önleme tedbirlerinin yanı sıra siber saldırı tespiti, müdahale ve kurtarma yeteneklerine sahip olmak da şirketler için bir o kadar önemli ve gerekli.

Covid-19 bize siber saldırılarla ilgili riskleri başarılı bir şekilde sınırlamanın anahtarının bu konuda yapılacak hazırlıkta olduğunu öğretti. Öngörülemeyen olaylara hızlı tepki verme yeteneği, bir siber saldırının etkisini azaltmaya yardımcı olur. Bugün güvenli uzaktan çalışma yeteneklerinden yararlanan şirketler, sürekli artan siber tehditlerle yüzleşmek için daha hazırlıklı. Hazırlıksız   şirketlerse, siber tehditlere maruz kalma durumlarını hızlı bir şekilde değerlendirmek ve önerilen uygulamalarla siber güvenlik açıklarını gidermek için belli girişimlere öncelik vermek zorunda. 

Şirketinizin KVKK, GDPR uyumluluk ve veri güvenliği alanlarında danışmanlık hizmetlerine ve güvenlik çözümlerine ihtiyacı varsa, Omreon tarafından sunulan KVKK, GDPR uyumluluk ve veri güvenşiği çözümlerine göz atabilir ve bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Veri Gizliliği Hakkında Bilmeniz Gereken En Önemli 7 Şey

Veri Gizliliği nedir?

Veri gizliliği, verilerin nasıl toplanması, depolanması, yönetilmesi ve üçüncü kişilerle nasıl  paylaşılması gerektiği ve gizlilik yasalarına uyumluluğu etrafında şekillenir.

Öte yandan, veri gizliliği sadece verilerin uygun şekilde işlenmesi ile ilgili değildir. Aynı zamanda başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemeyi de içerir.

Dünyanın dört bir yanındaki veri koruma yasaları, bireylere veriler üzerinde kontrol sağlamayı amaçlayarak, kişilere verilerinin nasıl, kim tarafından ve neden kullanıldığını bilmelerine yardımcı olarak, kişisel verilerinin nasıl işleneceği ve kullanılacağı konusunda kontrol sahibi olmalarına imkân tanır.

Günümüzde yapılan araştırmalar, her geçen yıl müşterilerin şirketlere güven konusuna daha fazla önem verdiklerini gösteriyor. Bu nedenle, kuruluşların bireylerin gizlilik tercihlerini korurken kişisel verileri nasıl işleyeceklerini öğrenmeleri de artık bir gereklilik.

Veri gizliliği neden önemli?

Veri gizliliğinin önemi gün geçtikçe daha da artıyor.  Gartner’ın 2020 yılında yayınladığı  gizliliğin geleceğine yönelik tahminleri çalışması, gizlilik ve veri korumaya yönelik proaktif bir yaklaşımın, kuruluşların güveni artırmasına yardımcı olacağı konusunu da vurguladı.

Peki bu şirketler için ne anlama geliyor?

Kişisel verileri korumak ve veri gizliliğine vurgu yapmak, şirketler üzerinde çok sayıda olumlu etki yaratabilir. Müşterilerin beklentilerini karşılamaktan, daha yüksek kalitede veriyle daha iyi müşteri deneyimi yaratmaya, daha fazla yatırımcı çekme potansiyelinden marka olarak rekabet avantajları elde etmeye kadar çok sayıda avantaj sağlayabilir. İşte bu noktaya gelmek isteyen şirketlerin veri gizliliğiyle ilgili mutlaka bilmesi gereken en önemli 7 şeyi sizin için derledik.

Veri gizliliği ile veri güvenliği ile aynı şey değildir.

Şirketlerin verileri uygun şekilde korumak ve veri koruma yasalarına uymak için hem veri gizliliğine hem de veri güvenliğine ihtiyacı var. Bu iki terim benzer görünse de, aslında birbirinden farklı şeylerdir.

Veri gizliliği, bireylerin haklarına, veri toplama ve işleme amacına, gizlilik tercihlerine ve kuruluşların veri sahiplerinin kişisel verilerini yönetme şekline odaklanır. Verilerin yasalara uygun olarak nasıl toplanacağı, işleneceği, paylaşılacağı, arşivleneceği ve silineceğiyle ilgilidir.

Veri güvenliği ise, herhangi bir üçüncü tarafın dijital verilere yetkisiz erişimini veya verilerin kasıtlı veya kasıtsız değiştirilmesini, silinmesini veya ifşa edilmesini önlemek için bir kuruluşun aldığı bir dizi standart ve farklı koruma ve önlemleri içerir. Verilerin kötü niyetli saldırılardan korunmasına odaklanır ve çalınan verilerin kullanılmasını (veri ihlalini veya siber saldırıları) önler.

Şeffaf olmanın önemi

İçinde bulunduğumuz veri ekonomisi çağında, bir şirketin değeri, toplanan müşteri verilerinde saklıdır. Bu aslında verilerin korunmaya ve saklanmaya değer bir varlık olduğu anlamına gelir.

Şirketlerin bazen unuttukları şeyse, şirketler tarafından işlenen kişisel verilerinin yalnızca ödünç alındığı gerçeğidir. Gizlilik yasaları, bireylerin unutulma hakkı gibi haklarını kullanmalarına olanak tanır ve belirli durumlarda bireyler verilerinin mülkiyetini geri alabilir.

Şirketlerin verileri tutmaları ve güveni sürdürmeleri için, hangi verileri hangi amaçlarla topladıklarını, kimin veri işleyicisi olduğu gibi konularda şeffaflık göstermeleri gerekir.

Gizlilik, yalnız bırakılma hakkıdır.

Gizlilik neden bu kadar önemli? Çünkü gizlilik, yalnız bırakılma hakkıdır ve belli bir anda itiraz edilemese de, yine de korunmalıdır. Bu hak, dünyanın dört bir yanında hükümetler tarafından kabul edilmiş ve çok sayıda veri koruma yasasıyla sonuçlanmıştır.

Veri gizliliği ihlali ve sonuçları

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, kişisel bilgileri toplamanın ve işlemenin farklı yolları da giderek artıyor. Önümüzdeki yıllarda da, şirketlerin veri gizliliği yasalarına hazırlıksız olarak dolaşması inanılmaz derecede riskli hale geleceğe benziyor. Şirketler, sadece itibarları ve müşteri sadakati anlamındaki risklerden ziyade, para cezası ve dava riski altında olacak.

Hatırlarsanız 2019’da Facebook, birden çok veri ihlali ve verilerin yanlış kullanılmasıyla ilgili devam eden soruşturmalar için 3-5 milyar dolar bütçe ayırmıştı. Her şirketin  uyumsuzluk için böyle bir bütçeyi karşılayamayacağını çok iyi biliyoruz. Önemli olan, uygun veri koruma önlemlerini uygulamak veya veri gizlilik programınıza rehberlik etmenize yardımcı olacak danışmanlık ve güvenlik çözümleri sunan Omreon gibi şirketlerle çalışarak proaktif adımlar atmak ve önlemler almaktır.

Global düzeyde veri gizliliğine yönelik regülasyon artışı

Günümüzde veri gizliliği üzerine dünyanın dört bir yanında yeni regülasyonlar hayata geçiyor. Türkiye’de de KVKK ve bağlı mevzuatı, nedenleri ve sonuçlarıyla tüm şirketler için çok ciddiye alınması gereken ve işin uzmanlarından oluşan bir ekiple çalışarak üzerinde durulması gereken son derece önemli bir kurallar bütünü olarak ön plana çıkıyor.

Sağlam adımlarla ilerlemek ve büyümek isteyen her şirket artık iş planlarını, stratejilerini ve pazarlama faaliyetlerini oluştururken veri gizliliğini dikkate almak zorundadır. Sadece olası para cezaları nedeniyle değil, aynı zamanda kişilerin beklentisinin bu yönde olacağını bilerek hareket etmelidir.

Veri gizliliğinin faydaları

Rekabet avantajından dijitalleşmeye kadar veri koruma yasalarına uyum sağlamanın da sayısız faydası olduğunu unutmamak gerek. Gizlilikten önemli ticari faydalar elde ettiklerini söyleyen şirketlerin yüzdesi 2019’da % 40 iken 2020’de % 70’in üzerine çıktı. Faydalar arasında  öne çıkanlar ise  operasyonel verimlilik, inovasyon, yatırımcı cazibesi ve marka değeri alanlarında.

Veri gizliliği konusundaki global trendler

Bugün veri gizliliği, şirketlerin ve kişilerin kullanıcı verilerini korumanın değerini ve önemini fark etme biçiminde hızlanan bir değişiklik olduğunu gösteriyor. Gelişen ve büyüyen şirketler, gelecekteki veri gizliliği ve veri koruma stratejilerini şimdiden oluşturmaya başladılar bile.

Apple’ın CEO’su Tim Cook, veri toplamayı, veri güvenliğini ve kullanıcıları bilgilendirmeyi en aza indirmeye odaklanan kapsamlı ABD veri gizliliği yasasına ilişkin veri gizliliği girişimleri hakkında defalarca tutkulu konuşmalar yapıyor.

IAPP araştırması da, 2022’ye kadar dünya nüfusunun yarısının kişisel bilgilerinin GDPR ile uyumlu yerel gizlilik düzenlemeleri kapsamında ele alınacağını gösteriyor.

2021 yılında her zamankinden daha fazla veri alışverişi yapıyoruz, teknoloji değişiyor Omreon olarak bu gelişmeleri yakından takip ediyor ve şirketlerin veri güvenliğini etkin şekilde yönetmesini sağlıyoruz. Sizin şirketiniz için nasıl katma değer yaratabileceğimizi merak ediyorsanız uzman ekibimizle iletişime geçerek detaylı bilgi alabilirsiniz.

Bu yazı ilginizi çektiyse Röportaj: Ömer Şen ile Dijital Veri Gizliliğinde Okuryazarlık Üzerine yazımıza mutlaka bir göz atın.

Röportaj: Ömer Şen ile Dijital Veri Gizliliğinde Okuryazarlık Üzerine

Günümüzde kişisel verilerin korunması konusu özel sektörde faaliyet gösteren birçok şirketin ana gündem maddesi haline gelmiş durumda. Dijitalleşen dünyada, çok daha yüksek hacimde toplanan ve işlenen kişisel verilerin etkin şekilde nasıl korunabileceği ve dijital veri gizliliğinde okuryazarlık üzerine Omreon kurucu ortağı Ömer Şen’le keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Bulut tabanlı çözümlerden, KVKK ve GDPR hakkında bilinmesi gerekenlere kadar veri güvenliğine dair en çok konuşulan konular hakkında Şen’in görüşlerini aldık.

Günümüzde B2C platformlar artık sıklıkla kullanılıyor. Sizce şirketler müşteri verilerini doğru bir şekilde saklamak için nelere dikkat etmeli?

Şirketlerin müşteri verilerini saklarken dikkat etmeleri gereken önemli birkaç nokta var. Özellikle marka değerlerini ve itibarlarını ve tabii ki müşteri güvenilirliklerini dikkate almaları gerekiyor. Bunun yanı sıra, tabi oldukları regülasyon ve kanunlara göre ilgili idari ve teknik tüm tedbirleri almak durumundalar. Bu kapsamda tüm firmaların alanında uzman danışmanlardan destek almaları, en uygun yazılım ve donanım yatırımlarını yapmaları çok önemli. Son olarak, müşteri verilerini en önemli şirket varlığı olarak görmeleri ve buna göre personellerinin tümünü eğitmeleri gerekli.

Bulut tabanlı çözümler dünya çapında giderek daha fazla talep görüyor. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bulut teknolojileri hem ölçeklenebilirlik, hem de hız açısından gün geçtikçe büyümeye devam ediyor. Buluttan hizmet veren yazılım platform sahibi firmaların sayısı da paralel olarak artıyor. Bulut tabanlı çözümlerin artmasının en önemli nedeni, maliyet avantajı yaratması. Verilen hizmet buluttan olunca aynı anda birden çok müşteriye ulaşılabiliyor. Öte yandan hizmet kalitesi, servis erişilebilirliği gibi KPI’lar da bulut sağlayıcılarının kontrolünde. Bu nedenle herkesin kazandığı bir yapı oluşturulabiliyor.

Ancak bazı ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de verilerin yurtdışına aktarımı ile ilgili dikkat edilmesi gereken hususlar var. Eğer bir şirket kişisel veri paylaşımı yaptığı bulut tabanlı bir servis kullanıyorsa, özellikle dikkatli olmalı. Yurtdışı menşeli bir sağlayıcı ile çalışıyorsa veri sızıntısı için tüm önlemleri alarak mevzuata ve kanuna uygun şekilde aksiyon almalı.

Bulut sistemlerde saklanan veriler güvenli bir şekilde saklanıyor mu?

Günümüzde çoğu bulut sağlayıcısının bu verileri güvenle sakladığını biliyoruz. Verileri kendi sistemlerinizde sakladığınızda, bu verileri korumak için bulut sağlayıcıları kadar önlem almanız pek mümkün değil. Bugün bu ortamlar milyonlarca dolarlık servis ve güvenlik yazılımları ile korunuyor ama yine de risk sıfırdır diyemiyoruz. Bunun örneklerini görüyoruz. Önemli olan şirketlerin hangi verilerini nerede ve nasıl sakladığı. Bu konuda iyi bir araştırma yapmak, uygulamaları incelemek ve veri güvenliği konusunu artık en önemli konulardan biri olarak görmek gerekiyor.

Sistemlerde saklanan veriler için ne gibi önlemler alınmalıdır?

Şirketlerin hassas ve kişisel bilgileri güvenle korumaları için bulut veya kendi sistemlerinde çok farklı donanım, yazılım, ürün ve çözümleri kullanmaları gerekiyor. Öncelikle bu alanda uzman bir danışmandan görüş alınmalı. Önlerine çıkan her yazılımı hatta en pahalısını almak verileri korumaya yetmez. Bugün baktığımızda birçok firmada en pahalı yazılımın alınmış olduğunu ama kullanılmadan olduğu yerde durduğunu görüyoruz. Şirketler bu haliyle zaten işlevsel olmayan bir yatırım yapmış oluyor.

Sizce her şirketin KVKK ve GDPR hakkında bilmesi gereken en temel bilgiler nelerdir?

En temel bilgi personel veya müşteri bilgilerini tabiri caizse canınız pahasına korumak olmalı. Artık veriler sadece sizin sorumluluğunuzda değil, bunlar kanun yoluyla da koruma altına alınıyor. O nedenle, en temelde verileri gözünüz gibi korumak için tüm tedbirleri sürdürülebilir şekilde almalısınız. İdari süreçler, teknik yatırımlar ve hatta verilerden sorumlu organizasyonlar günümüzde artık en çok konuşulan konular arasında.

Konuya sadece kanunlar var, yaptırımlar var şeklinde bakmamak lazım. Sonuç olarak şirketlerin itibarı, hatta gelecekteki ciroları bile verilerin korunmasına bağlı hale geldi. Adı haberlere çıkan, verilerini sızdırdığını söyleyen birçok firma var. Bu konuda baştan önlem almak sonra çözmeye çalışmaktan çok daha mantıklı.

Verileri korumak için şirketlerin yapması gereken en önemli üç şey nedir?

Şirketler öncelikle envanter çıkarmalı. “Ne tür veriler var? Bu veriler nerede saklanıyor? Kimler ne amaçla erişiyor?” gibi soruları sormak gerekiyor. Öte yandan bu sorular sürekli güncellenebilir olmalı. Bugün bunu yöneten yazılımlar var. Sonraki adımda en kritik bilgilerin güvenle korunmasını sağlayan, onların ayak izlerini takip eden yazılımlarla ilgili yatırımlar yapılmalı. Organizasyonlar kurulmalı ve tüm personel eğitilmeli. İç prosedürlerle bunlar beslenmeli ve veri güvenliği şirketlerin en temel prensibi olmalı.

Son olarak Omreon olarak veri güvenliği alanında neler yaptığınızdan bahseder misiniz?

Tabii. Omreon olarak bu alanda teknik danışmanlık veren, alanında çok deneyimli uzman bir ekibe sahibiz. Aynı zamanda geliştirdiğimiz KVKK ve GDPR’ı temel alan, firmaları veri güvenliği konusunda bir adım ileriye taşıyan veri güvenlik çözümlerimizle, firmalara çeşitli servisler sunuyoruz.

Veri güvenliği konusunda daha fazla bilgi için blogumuzu ziyaret edebilir, uzman ekibimizle iletişime geçerek bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

CFO’lar için 2021 Yılında Dijitalleşme ve Büyüme

Şirketlerin finansal refahının sorumluları CFO’lar, günümüz dünyasında şirketlerin büyümesi ve başarısı için çok önemli bir yerdeler. Artık, doğru finansal yönetim bir şirketin geleceğe yönelik sağlam kararlar alabilmesi için hayati önem taşıyor.

Gartner’a göre CFO’ların çoğu 2021’de büyük ölçüde dijital girişimlere odaklanmayı, kurumsal öncelikleri desteklemeyi ve finans işlevini optimize etmeyi düşünüyor. Şirketlerin yönetim kurulu üyelerinin %69’u, Covid-19 salgınının etkilerinin dijital iş girişimlerini hızlandırdığını söylüyor.

Gartner’ın 2021 yılı finansal önceliklerini ve beklenen zorluklarını belirlemek için 300 finans lideriyle yaptığı bir diğer ankette ise veri ve analitik başlıkları ön plana çıkıyor. Anketin ana bulgularından biri veri ve analitik konularının finans liderleri için dijitalleşme gündeminin başında gelmesi.

Günümüzde, finans analistleri ve karar vericilerin zorlandıkları konuların başında veri geliyor. Birçoğu verilerde boğuluyor ve karmaşıklık arttıkça hangi verilerin en önemli olduğunu ve verilerin söylediği şeye en iyi nasıl tepki vereceğini belirlemek için mücadele ediyor. Bunun önüne geçmek için BI teknolojilerinin doğru bir şekilde finansçılar tarafından kullanılabiliyor olması artık bir gereklilik haline gelmiş durumda.

2021: Gelecekle ilgili tartışmalardan gerçek yatırımlar yapmaya dönme yılı

2021’de, değişen dünyada CFO’nun rolü de değişti. Bir şirketin daha fazla veriye dayalı hale gelmesi ve bir iş zekâsı stratejisi benimsemesi gerekliliği nedeniyle, artık finans ekipleri verileri değerlendirme ve kullanmada BI araç setinin gücüne ihtiyaç duyuyor. Bu aynı zamanda şirketin daha stratejik olabilmesi ve iş performansını en üst düzeye çıkarabilmesi için de büyük önem taşıyor.

Gartner’da, Finans alanında Chief of Research olarak görev yapan Alexander Bant’a göre, CFO’ların değer katmaya odaklanan dönüşüm çabalarını açıkça savunmaları gerekiyor. Bazı durumlarda bu, çevikliği ve yanıt verebilirliği artıran çabaların finans fonksiyonuna getirdiği zorluğun ortadan kaldırılması anlamına geliyor. Alexander Bant, daha geniş bakış açısıyla, finans organizasyonunun verimlilik ve etkinlik için optimize edilmesiyle hızlandırılmış dönüşüm elde edileceğini düşünüyor.

CFO’lara göre dijitalleşmenin gündemi: Veri ve Analitik

Veri ve analitik, 2021’de finans liderleri için dijitalleşmenin tam kalbinde. Bugün analitik, global düzeyde çoğu şirket için değer yaratmanın temel itici gücü haline gelmiş durumda. Analitiğin artan önemi, bu işi doğru yapmanın ne kadar zor olduğunu da ortaya çıkardı.

İyi bir iş zekâsı stratejisi = Daha fazla veri içgörüsü

Dijital dünyada teknolojinin ilerlemesiyle CFO’lar daha çok veriye erişebilir hale geldi. Bir CFO artık iş performansını artırmak için satış ve pazarlama, envanter ve satın alma ve fiyatlandırma dahil olmak üzere işletme genelinde operasyonel ve stratejik içgörüler için bu verileri kullanabiliyor.

Başarılı CFO’ları diğerlerinden ayıran şey, verileri kullanma biçimleridir. Daha fazla şirket, veri odaklı bir kültüre uyum sağladıkça, CFO’nun rehberliğinin, devam eden başarı için hayati önem taşıdığı fark ediliyor. Bazı CFO’lar içgüdüsel ve geleneksel elektronik tablo raporlamasına güvenirken, birçoğu şirketin her yönünün gerçek zamanlı bir görünümü için bir BI yazılım çözümü uyguluyor. İş zekâsı, CFO’lara etki alanları arasında pratik gözetim imkânı sağlıyor.

Finans alanında daha fazla dijital beceri artışı

CFO’lar, kuruluş ve finans işlevleri büyük bir hızla dijitalleşirken, finans ekiplerinin de dijital becerilerinin geliştirilmesini istiyor. Ancak kimi durumlarda finans ekiplerinin becerilerini geliştirmek göründüğünden daha zor olabilir.

Doğru araçları kullanmak, işleri basitleştirmek anlamına gelir. Bunun farkında olan CFO’lar ister yönetici düzeyinde ister iş birimi düzeyinde olsun, işletmenin herhangi bir alanındaki çalışanlara kullanımı kolay analitik sunabilir. Her gün düzinelerce soruyla karşı karşıya kalan çalışanlar da, iş zekâsı ile veriye dayalı kararlar vermeleri için ihtiyaç duydukları bilgileri elde edebilir.

Gösterge panolarıyla süreçleri kolaylaştırma

Birden çok veri kaynağının merkezi görünümüne erişme yeteneği her ne kadar karmaşık görünse de, BI çözümleri sayesinde, gösterge panoları oluşturarak zaman alan süreçleri kolaylaştırmak, şirkete uzun vadeli değer yaratmak artık çok daha kolay.

Gösterge panosu, bir departman veya ürünle ilgili iş göstergelerini görüntülemek için etkili bir çözüm. Örneğin, satış temsilcileri, müşteri bilgilerinin yanı sıra satış rakamlarını ve hedeflerini hızlı bir şekilde görüntüleyebilir. Yöneticiler, departmanlarının nasıl performans gösterdiğini bir bakışta görebilir veya kontrol panelinin arkasında duran temel verileri ayrıntılı olarak inceleyebilir.

Doğru BI stratejisi ve etkin BI çözümü

Bir BI stratejisine gerçek anlamda entegre bir yaklaşım benimsemek, zaman, araştırma ve emek gerektiren önemli bir girişim. Öte yandan, doğru BI çözümüyle daha fazla veri odaklı olma yolunda aktif olarak adımlar atan CFO’lar, etkinliklerini artırabilir ve kuruluşlarında anlamlı değişiklikler yaratabilir.

Eğer siz de iş zekâsı alanında şirketinize uzun vadede değer katacak projeler için güvenebileceğiniz bir partner arıyorsanız doğru yerdesiniz. Omreon’da iş zekâsı araçlarına hakim uzman ekibimiz ile uçtan uca DWH, ETL, BI projeleri gerçekleştiriyor ve şirketlerin dijital dünyada doğru BI çözümleriyle başarılarını bir üst seviyeye çıkarmalarına yardımcı oluyoruz. Daha fazla bilgi için bugün bizimle iletişime geçin.

Gizlilik, Veri Güvenliği ve İzin: 2021’de Başarı İçin Şirketlere 3 Önemli Tavsiye

2020’de imkânsız dediğimiz şeyler defalarca gerçekleşti. Dijital alanda faaliyet gösteren şirketler, teknik çeviklik ve derin müşteri anlayışını kullanarak Covid-19’un beraberinde getirdiği krizi başarıyla yönetti. Peki ya 2021 nasıl görünüyor?

Forrester’in 2021 tahminleri alanında yaptığı bir araştırma, bu yıl en iyi şirketlerin esneklik, yaratıcılık, müşteri takıntısı ve uyarlanabilirliği geliştireceğini öne çıkardı. Teknoloji cephesinde, her şirket teknoloji destekli deneyimleri, operasyonları, ürünleri ve ekosistemleri ikiye katlayacak.

Dijital alanda faaliyet gösteren şirketlerin 2021’deki gündem maddelerinden biri de gizlilik. Günümüzde tüketicilerin çevrimiçi vakit geçirme süresi büyük oranda arttı. Artık daha çok bilgisayar, telefon ya da tablet kullanıyorlar. Daha çok alışveriş yapıyorlar, daha sık online yemek siparişi veriyorlar. Bankacılıkta mobil ya da internet bankacılığını tercih ediyorlar. Bu eğilimlerin çoğu Covid-19 öncesinde başladı, ancak pandemi nedeniyle önemli ölçüde hızlandı.

İnternet trafiğindeki artış, tüketiciler, markalar ve dijital bir varlığa sahip herhangi bir kuruluş için her yerde artan risk anlamına geliyor. Risk, yalnızca tehlikeye atılan veriler için değil, aynı zamanda kötüye kullanılan veriler için de geçerli. Bu durumun potansiyel sonuçlarından biri de kayıp müşteriler.

Öte yandan, siber suçlar da hızla artmaya devam ediyor. 2020’den önce yeterince büyük bir sorun değilken, bugün önümüzde oldukça şaşırtıcı bir istatistik var. Interpol’un yakın zamandaki bir çalışmasına göre kötü niyetli kayıtların sayısı geçen yılın Şubat ve Mart ayları arasında yüzde 569, yüksek riskli kayıtların sayısı ise yüzde 788 arttı.

Bir diğer önemli nokta, bugün dijital alanda hizmet veren şirketlerin kullandıkları teknolojilerin çoğunun modası geçmiş olduğu gerçeği. Bu teknolojiler artık birçok şirket için verimsiz durumda. Çoğu platform, tüketici güveni göz önünde bulundurularak inşa edilmiş platformlar olmanın çok uzağında. Gizlilik ve rıza, bu platformları işleten şirketler için bir endişe oluşturduğu ölçüde, bunları yönetmeye dönük çerçeveler ve araçlar da genellikle sonradan ele alınmaya devam ediyor.

Peki bu konuda ne yapılabilir? Hem tüketicilere hem de dijital alanda faaliyet gösteren şirketlere fayda sağlayan bir modele nasıl geçilebilir ve markalar tüketici güvenini sürdürmek için hangi stratejiyi benimseyebilir? Şirketlere bu alanda kullanabilecekleri 3 önemli tavsiye:

1- Eski sistemlerin iyileştirilmesi

2020 yılı hızlı değişimlerin olduğu bir yıldı. 2021 yılı ise bu değişikliklerden hangilerinin kalıcı olacağını değerlendirdiğimiz bir yıl olacak. Evden çalışma muhtemelen yarın ortadan kalkmayacak ve tüketicilerin gizlilik endişeleri de öyle. Dolayısıyla, şirketler artık verim alamadıkları eski sistemlerini ya yeni otomasyon hizmetleri kullanarak ve yeni yazılımlar geliştirerek ya da danışmanlık hizmetleri alarak iyileştirmeli.

2- Veri yönetimi denetimi

Artık bireyler, müşteriler, tüketiciler adlarına ne dersek diyelim kişisel veriler, gizlilik yasalarının ve gizlilik ihlalleri konusunda çok daha bilinçli ve dikkatliler. Aslında itibarlarını korumak ve cezalardan kaçınmak isteyen şirketler için çözüm çok net: kullanıcılardan izin alın ve veri gizliliği kontrolleri sağlayın veya sonuçlarla yüzleşin.

3- CEO, CTO ve CFO’ların gizlilik, güvenlik ve izin konularındaki kararlarının ortak olarak incelenmesi

İdeal bir dünyada, CEO’ların işlerini büyütmeye odaklanmaktan başka yapacak bir şeyleri olmazdı ve hiç kimse çevrimiçi ağları hackleyerek hassas verileri çalmaya çalışmazdı. Ancak 2021’de hepimiz bunun gerçeklikten uzak olduğunu biliyoruz.

Geçmişte CEO’lar, yalnızca BT’yi değil, siber güvenliği de denetlemek için tüm sorumluluğu BT departmanına devrederdi. Bununla birlikte, günümüzün siber saldırıları giderek daha karmaşık hale geldiğinden ve düzenleyici yaptırımlar her zamankinden daha sert olduğundan, bu uygulama artık uygun veya etkili değil. Artık ister CEO ister CFO ister CMO olsun C-seviyesindeki yöneticilerin hepsinin güvenlik, gizlilik ve izin konularını hassasiyetle ele alması bir gereklilik haline geldi.

Eğer siz de dijital alanda faaliyet gösteren şirketinizin, gizlilik ve veri güvenliği konusundaki tüm yanıtlarına sahip değilseniz, güvenle ilerleyemezsiniz. Öte yandan, veri ihlalleri ve hatalı ya da eksik sistemlerin uyumluluk sorunlarıyla da uğraşmak zorunda kalırsınız. Bu alanda uzman ve deneyimli bir şirketten danışmanlık almak isterseniz Omreon sizin için doğru adres olabilir. Omreon’un odak noktası her zaman şirketinizin ekonomik çıkarlarına, iş modelinizin ve operasyonel süreçlerinizin verimliliğine yöneliktir.

Veri güvenliği alanındaki hizmetlerimizle ilgili detaylı bilgi almak, sistemlerinizi nasıl optimize ederek olası yaptırımları önleyebileceğiniz konusunda destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yazılım Projelerinde Dış Kaynak Kullanımı ve Proje Modelleri

Yazılım geliştirmede dış kaynak kullanımı, son yılların iş geliştirme ve strateji modelleri arasında en çok konuşulan hizmetlerden biri. Çünkü artık şirketler her zamankinden daha rekabetçi, teknoloji ise takip edilemez bir hızda ilerliyor. Dış kaynak kullanımı da internet ve üst düzey iletişim araçlarının yardımıyla sorunsuz bir şekilde yapılabiliyor.

2021 yılında, dış kaynak kullanımı çoğu şirket için “sahip olunması iyi” bir strateji olmaktan ziyade “olmazsa olmaz” bir yöntem olacak. Bu öngörüyü yakın zamanda yapılan birçok araştırma da destekliyor. Businesswire’ın yaptığı araştırmaya göre, Covid-19 krizinin ortasında bile hızını kesmeyen BT dış kaynak kullanımının küresel pazar değerinin 2020 yılında 342,9 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. 2027 yılına kadar da 410,2 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşacağı öngörülüyor.

Global ölçekte birçok şirketin başarı hikâyeleri arasında yazılım geliştirmede dış kaynak kullanımının olduğunu görüyoruz. Dış kaynak kullanan şirketler temel yetkinliklerine odaklanıyor, verimli işler ortaya çıkarıyor, üstelik bunların hepsi şirket içi maliyetler azaltılırken yapılıyor.

Yazılım projenizi dış kaynak kullanarak geliştirmek istiyor ama dış kaynak kullanımı konusunda tecrübeniz azsa o zaman aklınızda birçok soru olacaktır.

Yazılım geliştirmede dış kaynak kullanırken, ne gibi çalışma ve proje modelleri kullanılıyor?

BT dış kaynak modelinde önünüzde sadece iki seçenek bulunur, doğru veya yanlış seçim.

Tercihiniz hatalı olursa, yapılan tüm çalışmaları, harcanan parayı ve geçen zamanı kaybederek her şeye sıfırdan başlamanız gerekir. Unutulmamalıdır ki, yarım kalan bir işi devam ettirmek, o işe sıfırdan başlamak kadar zorlu olabilir. Bu nedenle iş ortağı ve ekip seçimi ile proje yöntemi, ekip seçimi konuları hayati öneme sahiptir.

Sabit fiyatlı sözleşme modeli (Fixed-price model)

Sabit fiyatlı sözleşmede ödeme, proje süresine ve harcanacak emeğe bağlı değildir. Ödemeler, belirlenen tarihlerde yapılır, hizmet sağlayıcının da proje planına uyacağı öngörülür.

Sabit fiyatlı sözleşmeleri süre ve maliyet modelinden ayıran nokta, işin kapsamının ve hedefi tamamlamak için gereken kaynakların müşteriye açıklanmasına ihtiyaç olmamasıdır.

Risklerin önemli bir bölümünün hizmet sağlayıcıya yüklendiği süre ve maliyet modelinde, proje süresi ve bedeli değişmeksizin, hizmet sağlayıcının projeyi bitirmesi beklenir. Bu nedenle, bu modelde güven çok önemlidir.

Bir mobil uygulama geliştiricisi düşünün. Yeni e-ticaret siteniz için hazırlamak istediğiniz iOS uygulamayı işi zamanında teslim edebilmek uğruna daha az özenerek teslim etme eğiliminde olabilir. İki taraf arasında %100 güven sağlanamıyorsa, süre ve maliyet veya takım bazlı modeller üzerinde çalışmak daha doğru bir tercih olabilir.

Süre ve maliyet modeli (Time and material model)

BT dış kaynak kullanım modelleri arasında en eski ve muhtemelen açıklanması ve anlaşılması en basit yöntemlerden biri süre ve maliyet modelidir. Bu modelde, sadece kaynak maliyeti dikkate alınır: yüklenicinin ücreti, maliyetleri ve bazı durumlarda sabit ücretlerin ortalaması – projenin değeri ve ölçeği yalnızca taslak olarak değerlendirilebilir.

Süre ve maliyet fiyatlandırma yöntemi genellikle adam-saat olarak hesaplanır ve ardından her uzmanın çalışma saatinin maliyetine bağlı olarak oluşturulur. Müşteri, işin nihai sonuçlarını kabul ettiğinde proje tamamlanır.

Örneklendirecek olursak; Bir full stack developer size, A, B ve C işlerini sunuyor ve siz de harcanan her saat için D oranında emeğinin karşılığını ödüyorsunuz. Ayrıca, proje geliştirme nedeniyle ortaya çıkan maliyetler için de bir ödeme yapıyorsunuz. Proje risklerini, yükleniciden daha iyi yönetebildiğinize inanıyorsanız bu model sizin için harika bir seçenek olabilir.

Müşteriye tahsis edilmiş ekip ve kaynak modeli (Dedicated team and resources model)

Müşteriye tahsis edilmiş ekip ve kaynak modeli, dış kaynak kullanımında büyük ilgi gören bir iş modelidir. Müşteri ve hizmet sağlayıcı iş yükünü ve belirli bir süre için proje gereksinimlerini karşılıklı olarak kabul eder. Bu modelde yazılım geliştirme şirketi, müşterinin talep ve gereksinimlerine uyan BT uzmanlarını o müşteriye özel olarak çalıştırır. Müşterinin belirlenen işine tahsis edilen ekip, belirlenen sürede tam zamanlı olarak kararlaştırılan projeye konsantre olur. Müşteri ise proje ve ekip üzerinde tam yönetim kontrolü sağlar. Yazılım geliştirme şirketinin işe alma ve idari destekten sorumlu olduğu bu modelde müşteriye özel çalışan ekip, müşterinin şirket içi geliştirme ekibinin uzantısı olarak hareket eder.

Bu model, gereksinimlerin başlangıçta belirsiz olduğu, kapsam değişikliğine açık, ölçeklenebilir, uzun vadeli projeler için uygundur. Müşterinin geliştirme ekibinin belirli alanlarda beceri veya uzmanlıktan yoksun olduğu senaryolarda, önerilen en iyi yaklaşım, gerekli beceri setlerine sahip ve mevcut ekibinin bir uzantısı olarak çalışabilecek projeye tahsis edilmiş bir ekiple çalışmak olabilir.

Omreon olarak dış kaynak kullanımına yeni başlayacak şirketlerin dikkate aldığı konuları, akıllardaki soru işaretlerini, dikkat edilmesi gereken noktaları çok iyi biliyoruz. Uzun yıllardır farklı ölçeklerdeki birçok şirketle dış kaynak yazılım geliştirme alanındaki çalışmalarımızın getirdiği tecrübeyle bu süreçleri kolaylaştırıyoruz. Sabit fiyatlı sözleşme, süre ve maliyet sözleşmesi gibi modeller arasından projeye en uygun çalışma modeline birlikte karar vererek çalışmaya başlıyoruz. Omreon ile en uygun model, en iyi ekip ve en başarılı proje yolculuğuna çıkmak isterseniz bugün bizimle iletişime geçebilirsiniz.