İş Zekası, Sürdürülebilirliği Nasıl Destekler?

Sürdürülebilirlik, günümüzün hızla değişen ve rekabetçi iş koşullarında kritik önem taşıyor ve dijital dönüşüm, şirketlerin sürdürülebilirliğinde kilit rol oynuyor. Bu kapsamlı süreç, çoğu şirket için oldukça gelişmiş teknolojik yaklaşımlar benimsemesini zorunlu kılıyor.

Daha yüksek satış rakamları ve kar oranları ile birlikte azalan maliyetlerin bir şirketi sürdürmek için zorunluğu olduğuna şüphe yok. Ancak günümüz iş dünyasında, yalnızca stratejik sürdürülebilirlik kararları verme becerisine sahip işletme sahipleri ve yöneticiler, temkinli ve tutarlı bir şekilde ilerleyebilirler. 

Bilgiye dayalı kararlar vermek, rekabetçi kalabilmeyi sağlıyor. Bunun içinse, geçmiş faaliyetleriniz hakkında daha geniş bir kavrayışa ve mevcut durumunuzu düzenli olarak analiz etmeye ihtiyacınız var.

Bu noktada iş zekası, veriye dayalı kararlar almanıza yardımcı olarak şirketinizin geleceği için önemli bir rol üstleniyor. İş zekası, strateji risklerini en aza indirmek ve sürdürülebilirliği artırmak için şirketinizin faaliyetlerine dayalı olarak verileri topluyorr, depoluyor ve analiz ediyor. Bu şekilde, operasyonel maliyetleri düşürmenize, geliri artırmanıza, müşteri hizmetlerini iyileştirmenize ve daha pek çok hedefe ulaşmanıza destek oluyor.

Daha Sürdürülebilir Olmanın Yolları

Ekiplerinizi, işletmenizin gerçek faaliyetine dayalı ortak bir zeminde bir araya getirdiğinizde, nihai hedefinize giden yolda her bir görevin verimliliğini artırabilirler. Sürdürülebilirliği bu şekilde sağlayabilirsiniz.

Çeşitli araçlar ve platformlar aracılığıyla, süreç takibi ve analizi, iş akışlarının tutarlılığı için gerekli ortak zeminin oluşturulmasına yardımcı olur. İş süreçlerinin düzenli ve sistematik olarak değerlendirilmesi, şirketlerin daha hızlı ve daha doğru kararlar almalarını sağlar.

Bu nedenle, şirketlerin sürekli büyüyen veritabanlarıyla başa çıkmak için pratik uygulamalar bulmaya ve hedeflenen stratejiler için karmaşık verileri analiz etmeye ihtiyacı var. Bu ihtiyaçlar karşısında ortaya çıkan süreçleri yönetebilmek içinse teknoloji desteği kaçınılmaz.

Sürdürülebilir işletmeler için kullanabileceğiniz çok sayıda teknoloji var. Örneğin, görev odaklı çalışan RPA, tekrarlayan görevleri hızlandırmanıza yardımcı olurken iş analitiği tüm iş akışında köklü değişiklikleri başlatabilir. Her ikisi de değerlidir ve şirketinizin sürdürülebilir olmasında son derece etkili olan iş zekasının bir parçasıdır.

İş Zekası Sürdürülebilirliği Nasıl Artırır?

​Daha iyi geliştirme, test etme ve uygulama için iş zekası kullanımı sürdürülebilirliği güçlendiriyor. Gizli ve kritik verileri düzenleme, tutarlılığı kolaylaştırma ve tüm yönetim sürecini analiz etme yeteneği sağlıyor.

İş zekasının sürdürülebilirliği nasıl geliştirdiği ana noktalar ise şöyle:

Çalışanları merkezi bir sistemde birleştirin

Veriye dayalı iş kararları bilgiye erişim gerektirir. Her seviyedeki çalışanınız aradıkları doğru, güncel ve eksiksiz bilgilere istedikleri zaman, istedikleri formatta kolayca erişebildiğinde süreçler daha sürdürülebilir hale gelir.

İş zekası, ekiplerinizin verileri merkezi bir sistemde iletmesini ve depolamasını sağlar. Dosyaları ve raporları gerektiğinde hızlı bir şekilde paylaşabilirler. Bu nedenle, organizasyonel verimlilik elde edebilir ve çalışan memnuniyetini önemli ölçüde artırabilirsiniz.

Anında analiz ve raporlama ile kararları iyileştirin

İş zekası, size özel bilgileri alabilmeniz için faaliyetlerinize dayalı olarak veri toplamanıza olanak tanır. Her zamankinden daha iyi ve daha hızlı kararlar almak için veri toplama ve yorumlamayı otomatikleştirebilirsiniz.

Sistem, raporları düzenli olarak analiz eder ve günceller, çeşitli araçlar kullanarak faaliyetleriniz hakkında detaylı bilgi almanızı sağlar. Bu nedenle risk almadan ve zaman kaybetmeden stratejilerinizi sürdürülebilir bir şekilde belirleyebilirsiniz.

Anlık raporlama ve analiz, değişen koşullarda ayakta kalabilme esnekliği de getirir. İş zekası sistemleri, çevrimiçi analiz, uyarı, sorgu tasarımı, verilere erişim, istisnaların belirlenmesi ve her düzeyde rapor ve kararların sunulmasını sağlar.

Bildirim ve uyarı merkezi ile çevikliği artırın

Hızlı tepki, doğru aksiyon kadar önemlidir. İş zekası, gerektiğinde sizi otomatik olarak bilgilendirerek, sürdürülebilirliğin önemli bir unsuru olan çevikliğinizi destekler.

Raporunuzda hedef değerler oluşturarak istediğiniz veya istemediğiniz rakamlar oluştuğunda sistemin sizi uyarmasını sağlayabilir, iş gücünden tasarruf sağlayan kontrol elde edebilirsiniz. Böylece yönetiminiz altında istediğiniz veya istemediğiniz veriler oluştuğunda bildirim merkezi tarafından otomatik olarak uyarılırsınız.

İş zekası ayrıca süreçlerin görselliğini artırarak adımları daha net hale getirir. İş zekası sistemleri, tüm verilerinizi özet, tablo, grafik, çizelge ve harita gibi çeşitli formatlarda hazırlar. Etkileşimli gösterge panosu ve kullanıcı dostu arayüz, verileri daha anlaşılır bir şekilde yorumlamak için karmaşık durumları bile basitleştirir.

Sürdürülebilirlik ve iş zekası birbiriyle doğrudan bağlantılıdır. İş zekası, daha iyi sürdürülebilirlik için rakiplere karşı nasıl konumlanacağınız konusunda daha fazla veriye ve bilgiye dayalı kararlar almanızı sağlar. İş zekasını kurum içinde yaygınlaştırdıktan sonra, kurumdaki her çalışan verilere dayanarak daha doğru ve tutarlı kararlar verebilir.

İş zekası ile sürdürülebilirliğin nasıl sağlanacağı hakkında daha fazla bilgi edinmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bulut Teknolojisinin Faydaları Nelerdir?

Yaklaşık yirmi yıldır kullanılan bulut teknolojisinin iş verimliliği, maliyet-fayda ve rekabet açısından çok sayıda avantajı bulunuyor. 

Tasarruf

Şirketinizin bulutta saklanan verilerine  kolay erişim sağlayarak yeni başladığınız projelerde zamandan ve paradan tasarruf edersiniz. Bulut teknolojisi hizmetlerinin çoğu “kullandıkça öde” şeklindedir. Bu, ihtiyaç duymadıkları veya arzulamadıkları şeyler için fazla ödeme yapmaktan endişe duyan tüketiciler için iyi bir haber.  Bulutun sunduğu imkanlardan faydalanmadığınızda  para harcamanıza gerek kalmıyor. 

Güvenlik 

Bulut ana bilgisayarının tam zamanlı görevi,  şirketin kaynaklarını, çeşitli BT sorunları arasında bölmek zorunda olduğu geleneksel bir şirket içi sistemden çok daha verimli olan güvenliği yakından izlemektir. Güvenlik bunlardan yalnızca biridir.

Bulut Teknolojisinin Zorlukları Nelerdir?

Bulut teknolojisinin önündeki başlıca engellerin neler olduğunu ele almak için, bunların bazı sonuçlarını genişlettik ve kuruluşların karşılaşabileceği diğer bulut teknolojisi sorunlarını listeledik.

Maliyeti Kontrol Altında Tutmak

Bulut teknolojisi, çoğu durumda firmaların paradan tasarruf etmesini sağlayabilir. Ancak, bulut teknolojisi hizmetleri isteğe bağlı ve ölçeklenebilir olduğundan, miktarı,  maliyeti,  belirlemek ve tahmin etmek zor olabilir. Neyse ki, bulut fiyatlarını düşük tutmak için geliştirilmiş, finansal analitik ve raporlama yoluyla maliyet optimizasyonu gibi çeşitli stratejiler bulunuyor. 

Bulut sistemlerini mevcut sisteminize nasıl entegre edebilirsiniz?

Şirketinizin halihazırda kullanılan altyapısını tamamen elden geçirmeniz gerekmez. Mevcut altyapıyı benimseyeceğiniz bulut çözümleriyle birleştirmenin çeşitli avantajları vardır. Yine de, sistemleri entegre etmek zor bir iştir. Farkındalık, dikkat ve detaylara odaklanmayı gerektirir. Herhangi bir işletme bulut depolamasından büyük ölçüde yararlanabilir. Süreçleri otomatikleştirerek ve BT altyapısı, genişletme ve bakım giderlerini azaltarak üretkenliği artırır. Doğru plana sahipseniz, önemli ticari işlemlerinizin hiçbirinin durdurulması gerekmeyecektir.

Bulut teknolojisi hizmetlerini kimler kullanıyor?

Bulut teknolojisi kullanmanın faydalarından biri, iş değeri elde etmek amacıyla  hem yapılandırılmış hem de yapılandırılmamış çok miktarda veriden yararlanmak için büyük veri analitiği kullanma yeteneğidir.

Perakendeciler ve tedarikçiler artık reklam ve pazarlama çabalarını belirli bir demografiye odaklamak için müşteri satın alma modellerinden toplanan verileri kullanıyor. Kuruluşlar artık ilgili bilgileri elde etmek için davranışsal analizin temeli olarak sosyal ağ platformlarını benimsiyor.

Sonuç

Bulut tabanlı depolama, dosyaları özel bir sabit sürücüde veya yerel depolama aygıtında tutmak yerine uzak bir veritabanında depolamanıza olanak tanır. Bir elektronik cihazın internet bağlantısı olduğu sürece, verilere ve onu çalıştırmak için gereken yazılım uygulamalarına erişimi vardır. Maliyet tasarrufu, daha fazla üretkenlik, hız ve verimlilik, performans ve güvenlik gibi çeşitli nedenlerle bulut teknolojisi, bireyler ve şirketler arasında popüler bir seçimdir. Etkili, güvenilir yazılım çözümleri için bize ulaşın!

Hacking Değişti, Veri Güvenliğimiz Değişmeli mi?

2020’de yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde, bilgisayar korsanlığı kurbanları 4,2 milyar dolardan fazla kaybetti. Bilgisayar korsanlığı ve kötü amaçlı yazılımlar, eskiden olduğu gibi yaratıcı eşek şakaları olmaktan uzak.  Peki, taktikler ve teknoloji bu kadar hızlı ilerlerken veri güvenliği hizmetlerimiz de bu zorluğu karşılamak için değişmeli mi?

Hacking Nedir?

Özünde, bilgisayar korsanlığı, bir veri sistemini ihlal etme ve kişinin genellikle erişemeyeceği sistemlerde kök salma eylemidir. Hack’ler, kimlik avı saldırılarından ağ güvenlik açıklarının istismarına kadar  birçok biçim alabilir ve bir dizi zayıflığı aşabilir. 

Bir sisteme girdikten sonra, bilgisayar korsanları genellikle kötü amaçlı yazılımı yerleştirir, verileri çalar veya yapabildikleri kadarıyla tahrip ederler.

Hacking Zaman İçinde Nasıl Değişti?

Bilgisayar korsanlığı, ilk programcılar tarafından yaratıcı bir vandalizm biçimi olarak başlarken, modern bilgisayar korsanlığı daha tehlikeli ve yıkıcı hale gelmiştir. Tipik saldırılar, bir web sitesinin tahrip edilmesinden önemli bir firmanın verilerinin ciddi boyutlardaki ihlaline kadar her şeyi içerebilir. Modern bilgisayar korsanlarının ulaşabileceği büyük ölçek, siber tehditleri üstesinden gelinmesi zor bir engel haline getirmektedir.

Veri Güvenliğimiz Neden Değişmeli?

Siber tehditlerin doğası şimdiye kadar geliştiği için veri güvenliği hizmetlerinin değişmesi gerekmektedir. Bilgisayar korsanları verilere erişmek için her zamankinden çok daha fazla yola sahiptir. Bulutta,  her zamankinden  fazla veri mevcut olduğundan da küçük bir ihlal bile işleri kızıştırabilir.

Bu günlerde Bizi Tehdit Eden Gerçek Veri Hackleri

Son zamanlarda haberlerde en çok öne çıkan hackleme yöntemi fidye yazılımlarıdır. Bu, kullanıcının dosyalarını şifreleyerek kendi bilgisayarlarına erişmelerini engelleyen tehlikeli, kötü amaçlı bir yazılım türüdür. Şifre çözme anahtarı karşılığında kripto para birimi (genellikle Bitcoin) biçiminde bir “fidye” talep edilmektedir. Buna rağmen ödeme yapıldıktan sonra anahtarsız bırakılan çok sayıda kurban bulunmaktadır. 

Oldukça sık meydana gelen bir diğer hack, wi-fi destekli kameraların ihlalidir. Bir veya iki evin münferit olayları yaygın olsa da birkaç büyük ihlal de meydana gelmektedir. Bir olayda, ABD’deki evler ve Çin’deki fabrikalar aynı hack’e maruz kalmıştır!

Siber Güvenliğin Geleceği

Cihazların giderek artan birbirine bağlantısallığı göz önüne alındığında, siber güvenliğin geleceği, bir savunmayı tüm güvenlik açıklarını kapsayacak şekilde ölçeklendirmekte  yatmaktadır. Teknoloji ilerledikçe ve yeni tehditler geliştikçe, firmalar hem bağımsız olarak hem de PCI DSS gibi endüstri kuruluşları aracılığıyla çözümler geliştirmeye devam etmektedir.

Veri güvenliği danışmanlık firmaları, yeni teknolojileri ve bunların getirdiği  güvenlik açıklarını ele almak amacıyla  yazılım ve dağıtım stratejilerine öncülük etmek için uzun yıllar harcamıştır.  Birçok firma uzaktan izleme ve yönetim sunmaktadır.

Sonuç: Veri Güvenliği Hizmetleri Aramalı mıyım?

Veri güvenliği hizmetleriyle ilgili verilebilecek en iyi tavsiye, bu işe yalnız girmemektir. Omreon’un geliştirme ekibi, modern siber tehditlerin değişen doğasını ele almak için yeni ürün ve hizmetler geliştirmek için 24 saat çalışmaktadır. Ücretsiz teklifinizi almak için bugün bizimle iletişime geçin ve dijital dönüşümünüzü başlatın!

Offshore Yazılım Geliştirme : Dış Kaynak Kullanımının Artıları ve Eksileri

Yöneticilerin dörtte birinin uygulama oluşturmak için offshore yazılım geliştirme ekiplerini kullandığını biliyor muydunuz?

Genel bulut hizmetleri pazarının genişlemesi yönündeki trend yükselmeye devam etmektedir. BT dış kaynak kullanımı büyüme oranı da %4.42 seviyelerindedir. Yurtdışında mevcut olan yetenek zenginliği ile, şirketler artık geliştiricilere, onshore yetenek kadar kolay bir şekilde dış kaynak sağlayabilmektedir.

Bu makale, offshore yazılım geliştirmenin artılarını ve eksilerini vurgulamaktadır.

Öncelikle; onshore, nearshore ve offshore dış kaynak kullanımı arasındaki farkları keşfedeceğiz. Neden doğru offshore alternatifini seçmeniz gerektiğini öğreneceğiz. Ardından, mükemmel dış kaynak geliştiricilerin nasıl seçileceğini göreceğiz.

Offshore bir ekipten yararlanarak yazılım devrimine katılmak için okumaya devam edin!

Offshore Yazılım Geliştirme Nedir?

Şirketler, uygulamalarını geliştirmek için yetenekli kişileri işe alırken üç seçenek arasından seçim yapabilir:

  • Yerleşik kara geliştiricileri (onshore) – aynı bölge veya ülke içinde
  • Yakın kıyı (nearshore) geliştiricileri – yakındaki/sınırdaki ülkeler
  • Deniz ötesi (offshore) geliştiricileri – başka bir ülkenin kaynaklarını kullanmak

Yerel yetenek havuzlarına bağlı kalma günleri geride kaldı.  Hızlı İnternet bağlantıları ve bulut bilişim, gerçek bir olasılıklar dünyasının kapısını açıyor. 

Türkiye’de herhangi bir geliştiriciyle çalışmak, kendi şehrinizdeymiş  gibi  kolaydır. Yazılım geliştirme danışmanlığından Python’da programlamaya kadar tüm geliştiriciler artık uzaktan çalışmaktadır.

Devam eden salgın süreci de bu modelin işe yaradığını kanıtlamaktadır. Yöneticiler, geleneksel fiziksel bir ofisten, mesafenin artık engel olmadığı sanal bir alana geçmektedir.

Offshore Yazılım Geliştirmenin Artıları ve Eksileri

Offshore yazılım geliştirme, daha büyük  yetenek temeline sahip bir ülke içi iş düzeninin bütün  avantajlarını sunmaktadır.

Örneğin,  offshore yazılım geliştirme ekibinden veri güvenliği sağlama hizmetini almak, şunları yapmanızı sağlar:

  • Risk değerlendirmelerini sektör profesyonelleriyle gerçekleştirmek
  • Kritik iş varlıklarını tanımlamak
  • Etkili güvenlik kontrolleri oluşturmak
  • ·Çevrimiçi eğitime erişmek

Ekipler, artık yerel iş piyasanızla sınırlı değil. 

Omreon gibi bir şirket, yılların tecrübesine sahip yetenekli danışmanlar sunmaktadır. Liderlik ve yönetimden, uygulama geliştirmeye kadar onshore geliştiricilerin sunamayacağı hizmetleri sunmaktayız.

Genel giderleri azaltmak, projelerinizi dışarıdan temin etmenin bir başka önemli nedenidir.

ABD’de bir yazılım mühendisinin ortalama taban maaşı 114 bin dolar. Bu maliyetler Doğu Avrupa oranları ile rekabet edemez. Ancak dezavantajlar nelerdir?

Neden Offshore Yazılım Geliştirme Hizmetlerini Seçmelisiniz?

Yazılım geliştirmenin dış kaynak kullanımına yönelik algılanan ilk engel, olası iletişim engelidir.

Ancak, Slack ve MS Teams gibi modern işbirliği araçlarıyla bu konu sorun olmaktan çıkmaktadır. Ayrıca, çoğu offshore geliştiriciler İngilizce konuşmaktadır, bu nedenle iletişim artık sorun olarak görülmemelidir.

Peki ya ek yönetim ve gözetim?

Bu durum, ekibinizin yerel veya uzak olmasına bakılmaksızın akla gelmektedir. Geliştiricileri dışarıdan temin ettiğinizde, onları istediğiniz gibi yönetme seçeneğiniz var.  Omreon, projelerinizi sizin adınıza denetlemesi için yönetim uzmanları da sunmaktadır.

Doğru Dış Kaynak Firmasını Nasıl Seçersiniz?

Mükemmel takımı bulmanın anahtarı, seçeneklerinizi araştırmaktır. Omreon olarak önceki projelerimizi web sitemizde listelemekten gurur duyuyoruz. Diğer geliştiricilerin aksine, yeni müşterileri taahhütte bulunmadan önce çalışmalarımızı ve hizmetlerimizi gözden geçirmeye teşvik etmekteyiz.

Offshore yazılım geliştirme, şirketinizin geleceğine  yatırım yapmak  için eşsiz bir fırsattır. Projelerinizi Omreon’dan temin ederek, farklı seviyelerde uzmanlarımıza erişebilirsiniz. Veri güvenliği, iş zekası ve yazılım danışmanlığı konularında uzmanlık sunmaktayız. Bugün bizimle iletişime geçin ve size nasıl yardımcı olabileceğimizi keşfedin!

Bulut Veri Tabanı Çözümlerinin Avantajları

Bulut veri tabanının geleneksel veri tabanından herhangi bir farkı bulunmamakla birlikte, bulut bilişimin esneklik ve güvenlik gibi avantajları vardır.

Bulut teknolojileri verileri saklama, paylaşma ve işleme yöntemimizi değiştirdi. Uygulamalar, veri depolama, talep üzerine (on-demand) hizmetler, ağlar, vb. bulut tabanlı çözümlerle karşılaşabilirsiniz. Bunları bulut tabanlı hale getiren, internet bağlantısıyla kolayca erişilebilmeleridir. Hizmet sunucu bulut bilişim sistemine sahiptir ve bu çerçeveyi kullanıcılarla paylaşır. 

Bulut Veri Tabanı Çözümlerinin 5 Avantajı

İster güncel ve güvenilir bir yedekleme çözümü ile veri yönetimi sisteminizi geliştirmek isteyin, ister uzaktan yönetilebilecek bir sunucuya ihtiyaç duyuyor olun, bulut hizmetlerinin sonsuz avantajları vardır. Bulut çözümlerinin avantajları hakkında ayrıntılı bilgi almak için okumaya devam edin.

Genel Maliyetlerde Düşüş

Bulut tabanlı çözümler, işletmelerin maliyetli donanıma ihtiyaç duymadan büyümelerini kolaylaştırır. Ayrıca, bulut veri tabanı çözümü sadece veri tabanınızı barındırmaktan fazlasını kapsar. Verilerinizi bulut teknolojisi ile saklamaya karar verdiğinizde bakım ve yönetim ile ilgili birçok işlemi yapmanıza gerek kalmayacak.

Bu kapsamda, hizmet sunucunuz yeni bir teknoloji çıktığında sistemi güncelleyecektir. Sizin için sistemin bakımını yapacak, optimize edecek ve güvenliğini sağlayacaktır. Dolayısıyla, bulut veri tabanı çözümlerinden faydalanarak aynı zamanda iş gücü maliyetinden tasarruf edebilirsiniz. 

Buna ek olarak, bu çözümler enerji tüketimini azaltarak şirketlerin sabit giderlerini düşürmelerine yardımcı olmaktadır. Özellikle de veri tabanınız sürekli olarak büyüyorsa, geleneksel çözümleri kullandığınızda daha fazla enerji tüketimine ve donanım yatırımına ihtiyaç duyacaksınız. Öte yandan, bulut veri tabanını büyük bütçeler ayırmadan ve sadece kullandığınız kadarı için ödeme yaparak büyütebilir veya küçültebilirsiniz. 

Ölçeklendirilebilirlik

Geleneksel olarak, veri tabanını ölçeklendirmek başlı başına bir iştir. Bu işlemi gerçekleştirmek için bütçeye, zamana ve iş gücüne ihtiyaç duyarsınız. Ancak, veri tabanınız bulutta olduğunda, hizmet sunucunuz sizin için tüm işlemleri hızlı bir şekilde gerçekleştirebilir. 

Bütün bulut çözümlerde olduğu gibi, bulut veri tabanı çözümleri veri tabanınızı ihtiyaçlarınıza göre büyütmenize veya küçültmenize olanak sağlar. Dolayısıyla, şartlarınıza son derece uyumludur. İşletmenizden ve veri tabanı büyüklüğünüzden bağımsız olarak, ölçeklendirme sürecinin bütünü ucuz ve verimlidir ve zaman kazandırır. Buna ek olarak, veri tabanını büyüttüğünüzde herhangi bir riskle karşılaşmazsınız; istediğiniz zaman kapatabilir ve kullanmadığınız zaman maliyetlerden kurtulabilirsiniz.

Güvenlik/Saldırılara karşı koruma 

Veri ihlalleri ve diğer siber saldırılar gerçekleşmesi  istenmeyen durumlardır. Ancak, bunlar gerçektir ve bunlarla mücadele etmek için şirketlerin somut adımlar atmaları gerekir. 

Bulut teknolojisi sektörü bu riski ciddiye alır ve barındırdığınız verileri güvende bulundurmak için siber güvenlik tedbirleri sunar. Buna ek olarak, güvenlik en önemli odak noktalarından birisi olduğundan, hizmet sunucular herhangi bir olası saldırıya karşı zamanında reaksiyon göstermek ve verinizi kurtarmak için kapsamlı siber güvenlik yetenekleri geliştirirler. 

Geleneksel veri tabanı sistemlerini kullandığınızda, hassas verilerin taşınması veya sadece saklanması bile güvenlik açısından büyük bir çaba gerektirir. Bu sebeple, risk çok büyük olduğundan, ekibinizin konu hakkında bilgili ve eğitimli olması gerekir. Bir bulut çözümü ile, hizmet sunucunuz ihtiyacınız olan her şeyi gerçekleştirecek ve veriyi güvenli bir şekilde kullanabilmeleri için ekibinizi genel olarak eğitecektir.

Kolay Yönetim

Veri tabanı, tüm sistemi yönetebilmek için ekosisteme dayanır. Bulut veri tabanının esnek özellikleri basit sorunlarla başa çıkmanıza yardımcı olur ve veri tabanı yöneticinizin daha kritik görevlere odaklanmasını sağlar. Teknoloji uzmanı olmayan bir yönetici bile tüm kullanıcılar için bir veri tabanı kurabilir ve yönetebilir.

Veri tabanı yöneticileri kaynakları ve sunucuların konumlarını kontrol edebilir ve herhangi bir risk almadan kritik kararlar verebilir. Aynı zamanda, sadece gerekli özellikleri etkinleştirmek için sistemi özelleştirmek de kolaydır. Böylece, veri tabanını yönetmek daha da basit hale gelmektedir.

Veri Kaybının Önlenmesi

Bulut veri tabanı sunucunuz, barındırdığınız veriyi düzenli olarak yedekler. Olası bir zararın etkisini azaltmak için  yedekler farklı konumlarda saklanır. Dolayısıyla, bir zarar  yaşansa da , işiniz ve faaliyetleriniz planlı iş akışına göre devam eder. Yerleşik yedekleme ve kurtarma sistemleri sayesinde verilerinize her zaman erişebilirsiniz.

Güçlü bulut çözümleri, uygulamalarınızın veri tabanına güvenli bir şekilde bağlanabilmesi için 7/24 destek sunar. Buna ek olarak, veri kayıplarını engellemek için herhangi bir saldırıya karşı anında reaksiyon gösterirler.

Bulut veri tabanı çözümleri şirketlerin veri tabanı sistemlerini ölçeklendirmek için ek çaba göstermelerine gerek kalmadan büyümelerini sağlar. Bulut teknolojisi dijital dönüşümün anahtarıdır ve bulut veri tabanları bu teknolojinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Bulut veri tabanı sistemleri hakkında ayrıntılı bilgi almak için bizimle iletişime geçin.

Siber Dayanıklılık ve Siber Güvenlik: Aralarındaki Fark Nedir?

Siber tehditler her zamankinden daha tehlikeli hâle geldi. Bu alanda güvenliği sağlayabilmek için de siber dayanıklılık ve siber güvenlik arasındaki farkı anlamak büyük önem taşıyor. Aralarındaki farkı anladığınızda, her ikisinden de ayrı ayrı yararlanabilirsiniz. 

İsimleri kulağa oldukça benzer gelse de aralarında önemli farklar bulunuyor. 

Siber Güvenlik Nedir?

Muhtemelen daha bilinen bir terim olan siber güvenlik, bir süredir gündemde olan bir konu. Çünkü şirketlerin genişleyen dijitalleşme süreçlerinde veri güvenliği için sağlam adımlara ihtiyacı var. En basit tarifiyle siber güvenlik, bilgisayar korsanlarının BT sistemlerine erişebilmelerini engelleyen önlemler setidir. Bundan dolayı siber güvenlik, sizi siber tehditlere karşı korumak için verilerinizi, sistemlerinizi ve ağlarınızı güvenlik duvarlarıyla çevreler.

Siber güvenliğin rolü, bir bilgisayar korsanı veya kötü amaçlı yazılım tarafından saldırıya uğramadan önce başlar. İş süreçlerinin işlevselliğini kesintiye uğratmadan risklerin azaltılmasını sağlar. Sonuç olarak, etkili bir siber güvenlik stratejisi iş sürekliliğini tesis eder. 

Siber Dayanıklılık Nedir?

Siber dayanıklılık kavramı ise sizin için yeni olabilir.  Bir siber saldırı ile karşı karşıya kalındığında gösterilecek siber refleksleri yöneten kumanda merkezi olduğundan siber dayanıklılığa çok ihtiyaç duyabilirsiniz. Özetle siber direnci, şirketinizin siber saldırılar sırasında sürekliliği sağlayabilme yeteneği olarak tanımlayabiliriz. 

Dirençli olduğunuzda, siber saldırılara karşı mücadele ederken operasyonlarınızı kesintisiz sürdürebilirsiniz. Daha da ötesi siber direnç bu saldırılardan kurtulmanızı sağlarken, sisteminizin tehditlere gelecekte daha güçlü  karşı koyabilmesi için ders çıkarmanızı sağlar. 

Dirençli olmak, güvenlik ihtiyaçlarını bütünsel bir bakış açısıyla anlayan bir zihin gerektirdiğinden siber güvenlik, riskleri azaltma ve iş sürekliliği stratejilerinin tamamını kapsar. Sonuç olarak, şirketler mevcut veya potansiyel saldırıların üstesinden gelmek için daha çevik hâle gelir.

Bir Parça Güvenlik Bilgisayar Korsanlarını Alıkoymaz

Birbirinden bağımsız güvenlik yatırımlarıyla sağlam bir BT sistemi hedefine ulaşmak zordur. Ayrıca gelişen teknoloji, bilgisayar korsanlarının ellerini her geçen gün daha da güçlendiriyor. Bu nedenle güvenlik gereksinimleriniz için daha geniş açıdan bakan bir yaklaşım benimsemeniz ve stratejilerinizi gündelik operasyonlarınıza adapte etmeniz gerekir. 

Siber direnç, risklerin derinlemesine anlaşılmasını ve stratejik hareket edilmesini gerektirdiğinden, güvenlik stratejileri şirket kültürünüze nüfuz etmelidir.

Siber Dayanıklılık Unsurları

Siber dayanıklılık, size sürdürülebilirlik ve çeviklik kazandıran belirli adımlarla sağlanabilir. Siber dayanıklılığın olmazsa olmaz dört unsuru şunlardan oluşur:

Proaktif risk yönetimi

Siber dayanıklılık hedefine giderken, tehditleri anlayın ve şirketinizi proaktif şekilde korumanın yollarını bulun. Riskler nelerdir ve saldırıya uğramadan önce ne tür önlemler alabilirsiniz? 

Bu aşamada güvenlik açıklarını tespit etmek için sistemlerinizi ve ağlarınızı analiz etmelisiniz. Böylece onları sistematik şekilde güçlendirmek üzere hazırlık yapmış olacaksınız. Sağlıklı ve iyi korunan bir altyapıya geçiş yapmak için siber güvenlik bilgi birikiminizi de kullanmalısınız. Bunun akabinde güvenlik yazılımını sistemlerinize ve ağınıza entegre etmenizi tavsiye ediyoruz. Sonrasında çalışanlarınızı bu yazılımdan en iyi şekilde nasıl faydalanacakları konusunda eğitebilirsiniz. 

Siber güvenliği tesis etme sürecinde ekibimiz size yardımcı olabilir ve iş akışlarının güvenilirliğini sağlamak için ekibinizi eğitebilir.

Etkili bir algılama sistemi

Çeşitli önlemler almış olsanız bile siber saldırıların hedefi olabilirsiniz. IBM’e göre, bir veri ihlalinin tespit edilebilmesi ortalama 287 gün sürüyor. Bu süre boyunca veri güvenliği ihlal edilmiş ve sistemlerdeki veriler kötü niyetli kullanıcılara açık hâle gelmiş oluyor. Bu nedenle süratli algılama, ihlal büyümeden önce kötü amaçlı eylemlere yanıt vermek için en önemli araçtır. 

Siber dirençli olmanız ağ ve sistemleri izlemedeki başarınıza bağlıdır. Kötü amaçlı eylemler  karmaşık hâle geldikçe, bir siber güvenlik vakası oluştuğunda hemen harekete geçebilmek için güçlü bir algılama sistemine sahip olmanız gerekir. 

Müdahale ve kurtarma sistemi

Doğal olmayan bir durum tespit ettiğinizde, yanıt sisteminiz devreye girecektir. Bu adımda, siber dayanıklılık stratejisi doğrultusunda bir olay müdahale planına ihtiyacınız var. 

Ekibiniz içerisindeki görev  ve sorumlulukları belirleyerek bir müdahale ve kurtarma sistemi oluşturabilirsiniz. Ayrıca, otomatikleştirilmiş ve granüler yedekleme, hassas verileri verimli ve hızlı bir şekilde izole etmenize olanak tanır. Böylece, bir saldırı sonrası ekibiniz kontrolü sağlayıp normale dönerken, operasyonlarınız kesintisiz devam edebilir. 

Kurum içi değerlendirme ve iyileştirme

Siber dayanıklılığın son unsuru, süreci değerlendirmek ve sürekli olarak deneyimlerden ders çıkarmaktır. Bilgisayar korsanlarının  taktik ve yöntemleri gelişirken siber dayanıklılık stratejiniz de değişim göstermeli. 

Sürekli iyileştirmeye özen gösterildiğinde, şirketiniz doğal olarak değişen gereksinimlere uyum sağlayacaktır. 

Siber güvenlik ve siber dayanıklılık, veri güvenliğinin anahtarıdır. Omreon olarak güvenlik açıklarının analiz edilmesi, proaktif güvenlik önlemlerinin sağlanması ve olay müdahale planı oluşturulması hizmetlerimizle, dayanıklılık yolculuğunuzda size eşlik ediyoruz. Ekibimiz, güvenliğinizi desteklemek için personelinizin eğitimini de üstlenmektedir. Daha fazlasını öğrenmek için bizimle iletişime geçin.

Telekomda Güvenlik: Yaygın Siber Tehditler ve Çözümleri

Telekom endüstrisi, bilgi akışını sağlamak için şirketlere ait çok sayıda veriyi dijital alanda depoladığı için siber suçluların hedefinde. E-posta ve mesajlaşmadan, telefon ve video görüşmelerine kadar tüm dijital iletişim, telekomünikasyon teknolojileri sayesinde gerçekleşiyor.

Bu gelişmiş endüstri pazar ihtiyaçlarını karşılamak için birçok ağ ve hassas veriyi yönetiyor. Telekom alanında hizmet veren şirketler için kullanıcı verilerini korumak ve yönetmek, en az verdikleri hizmet kadar büyük bir öneme sahip.

Telekom Alanında Siber Güvenliği Sağlamak

Telekom alanında siber güvenliği sağlamak önemli olduğu kadar zorlayıcı da. Bunun en önemli sebebi, çok sayıda kullanıcıya sahip telekom şirketlerinin aralıksız olarak yeni veri akışını depolaması.

Bu nedenle telekom sektörünün proaktif davranarak siber güvenlik önlemlerini tehdit gerçekleşmeden alması gerekiyor. 

Peki, telekom siber suçlarla mücadelede ne durumda? Bir ağ güvenliği ve otomasyon şirketi olan EfficientIP’in 2018 raporuna göre, telekom sektörü siber suçlarla mücadele ederken sıkıntı yaşıyor.

  • Telekomünikasyon kuruluşlarının %43’ü DNS tabanlı kötü amaçlı yazılımların saldırısına maruz kaldı.
  • Bu şirketlerin siber saldırıya yanıt vermeleri ortalama 18 saati bulurken, %81’inin güvenlik yaması uygulaması üç gün veya daha uzun sürdü.

Bu istatistikler telekom sektörünün siber güvenlik alanında kendini geliştirmesi ve önlemler alması gerektiğini doğruluyor. 

Öncelikle, GDPR koşullarına uygun şekilde veri ihlallerini önlemek için veri güvenliği danışmanlığı hizmetlerimizden faydalanabilirsiniz. 

Bu yazı da ilginizi çekebilir: Şirketinizi Korumak İçin Neden Veri Güvenliği Hizmetlerine İhtiyacınız Var?

Telekomda Mevcut Güvenlik Açıkları Neler?

Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) gereğince, telekomünikasyon şirketiniz siber suçlara karşı veri koruma adına birçok tedbir almak durumunda. 

Mevcut güvenlik açıklarını anlamak ise sizi tehditlere karşı hazırlar.

SS7 ve Diameter İşaretleşme Tehditleri

Birçok temel telekomünikasyon hizmetinin kullandığı SS7 (No. 7 İşaretleşme Sistemi) veya Diameter protokolleri kusurlu yapıdadır. SIP (Oturum Başlatma Protokolü) gibi daha yeni protokoller ise uygun kontroller yapılmadığında tehditlere karşı savunmasız. 2FA kimlik doğrulama kodlarını kolaylıkla ele geçirebilen hackerlar, kullanıcıların hesaplarına erişebilir. 

DNS Saldırıları

DNS (Alan Adı Güvenliği) saldırıları, telekomünikasyon şirketleri için önemli bir sorun. Bu tür saldırıların maliyeti her geçen yıl giderek artıyor. Global DNS Tehdit Raporuna, 2020’de telekom kuruluşların yaklaşık %79’unun DNS saldırılarına maruz kaldığını açıkladı. Bu saldırıların ortalama maliyeti ise, 924.000 Amerikan doları.

DDoS saldırısı

DDoS saldırıları, internete bağlı ana bilgisayarın hizmetlerini geçici veya süresiz olarak kesintiye uğratır.  DDoS saldırılarının, en yaygın siber suç türlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. 2016 Veri İhlali Araştırmaları Raporu, telekom sektörünün diğer tüm sektörlerden daha fazla DDoS saldırısı yaşadığını ortaya çıkarıyor. 

Bu saldırılar, veri ihlalleri ve kimlik hırsızlığının yanı sıra, trafik maliyetlerini artırma, hizmetin kullanılabilirliğini bozma, ISP’leri hedef alarak internet erişimini tehlikeye atma gibi sonuçlar doğurabilir.

Saldırıya Uğradığınızda Atmanız Gereken Adımlar Neler?

Bir telekom şirketi olarak, veri ihlali ve kimlik hırsızlığı ile karşı karşıya kaldığınızı varsayalım. Sistemlerinizin güvenliğini sağlamak ve ihlale neden olabilecek güvenlik açıklarını düzeltmek için hızlı hareket etmeniz gerek.

  • Bunlar atabileceğiniz ilk adımlar:
  • Ek veri kaybını önlemek için ihlal müdahale ekibi oluşturun.
  • Kimlik bilgileri, şifreleri ve ihlalle ilgili kodların erişimini değiştirin.
  • İhlali keşfeden kişilerle görüşün.
  • Bir veri adli tıp ekibi ve hukuk danışmanı belirleyin. 
  • Etkilenen tüm ekipmanı derhal devre dışı bırakın.
  • Etkilenen makinelerin yerine temiz makineleri kullanın.

Tüm bunlar maalesef yeterli değil. Hukuki süreçleri takip etme ve yönlendirmenin yanı sıra, hem olası diğer veri ihlallerini önlemek, hem de şirketinizin itibarını koruyacak bir medya planı yapmak bir ihtiyaç.

Telekomda Siber Güvenlik: Zorluklar ve Çözüm Önerileri

Telekom şirketi olarak siber saldırılarla mücadele etmede karşılaşacağınız bazı zorluklar var. Bunların en başında gelenler: bilgi eksikliği, yanlış teknoloji kullanımı, ve yetersiz bir ekip.

Peki bu zorluklarla nasıl baş edebilirsiniz? 

Telekom sektöründe siber güvenliği sağlama yollarını bu 3 ana başlıkta özetlenebilir:

Farkındalık Oluşturma

Telekom şirketlerinin siber suçlarla mücadelede ilk adımı farkındalık. Şirket çalışanları ve yöneticilerin teknik bilgi eksikliği, karşılaşılan en büyük zorluklardan biri. Şifre ve veri paylaşımı konusunda gerekli teknik önlemlerin alınmaması, sıklıkla veri ihlallerine kapı aralıyor. 

Müşteriler ve çalışanlar arasında siber güvenlik bilinci oluşturmak, riskleri belli bir ölçüye kadar azaltır. Personellere nasıl hedef alınabilecekleri ve bir saldırı durumunda protokolün ne olduğu konusunda bilgilendirmelisiniz. Farkındalığı artırarak bütçenizi ve itibarınızı koruyabilirsiniz.

Doğru Teknolojiyi Kullanma

Sunuculardan cep telefonlarına kadar tüm bilgi teknolojisi altyapınız, uygun güvenlik çözümleriyle korunmalı. Öncelikle, yeterli güvenlik önlemleri sızma riskini azaltır. Bu aynı zamanda, herhangi bir saldırı olduğunda hızla tespit etmenizi de sağlar.

Hackerların sisteminize ve bilgilere erişimi ne kadar uzun sürerse, şirketinize o kadar fazla zarar verebilirler. Büyük bir güvenlik ihlalinin maliyeti, kısa ve uzun vadede veri korumaya ayıracağınız bütçeyi aşar. Örneğin, müşteriler verilerinin şirketinizde güvende olmadığına ikna olursa, rakip şirketleri tercih edebilir. 

Doğru Ekibi Kurma

Siber güvenlik, doğru teknolojinin yanında doğru bir ekip de gerektirir. Alanında yetkin ve güvenilir bir ekibe sahip olmak, siber güvenlik ve veri koruma açısından çok önemli. 

Ekibiniz, en iyi uygulamaları takip etme, personel için eğitim düzenleme, işlerin teknik yönünü düzenleme gibi sorumluluklar almalıdır. Siber suçlar ekibi, en az pazarlama ekibiniz veya finans departmanınız kadar vazgeçilmez.

Telekomünikasyon şirketlerinin siber suçlara etkili bir şekilde mücadele etmeleri için, farkındalığı artırmaları, çalışanlara eğitimler düzenlemeleri ve uygun teknolojik çözümlere yönelmeleri gerekiyor. Fakat ilk adım, doğru çalışma ekibini kurmak. 

Bu noktada, alanında deneyimli ve yetkin bir kurum olan Omreon, ihtiyacınız olan adımları atarken yanınızda.

Neden şirketinizin Olay Müdahale planı olması gerekir?

Şirketler için Olay Müdahale (Incident Response) Planı

2018 IBM raporuna göre, kurumların %77’si bir güvenlik ihlali olduğunda uygulamaya koydukları etkili bir olay müdahale planına sahip değil. Her şirketin ihtiyacı olan olay müdahale planları, şirketinizin veri güvenliğini, itibarını ve bütçesini kontrol altında tutmanızı sağlar.

Olay Müdahalesi (IR) Nedir?

Olay müdahalesi (IR), şirketlerin siber güvenlik saldırıları sonrası ihlali tanımak, yanıt vermek ve verileri kurtarmak için kullandığı bir dizi prosedür, araç ve kaynağı kapsar. 

Şirketinizin bir veri ihlalini tespit ettiğini varsayalım. Eğer, doğrudan hasar kontrolüne geçerseniz bu uzun vadede işlerin aksamasına ve hatta kaosa sebep olabilir. Bir olay müdahale planı (IRP), kaosu engeller.

Olay müdahale planları, şirketinizin saldırı durumunda ne yapacağına dair belirsiz ve geçici fikirler değildir. Aksine, şirketin çalışmalarına ve işleyişine nasıl devam edeceğine ve kiminle iletişime geçilmesi gerektiğine dair adım adım yönergeler içerir. Böylece şirketiniz, veri ihlaline karşı stratejik adımlar atabilir.

Karşılaşabileceğiniz Güvenlik Olayı (Security Incident) Türleri

Şirketler, sıklıkla aşağıdaki 4 yaygın güvenlik olayı ile karşı karşıya kalır. Bu olasılıklar hakkında bilgi sahibi olmak, olay müdahale planı oluştururken size yol gösterir.

DDos Saldırısı

DDoS saldırısı, bir hackerın herhangi bir uygulamaya gelen trafiği yüksek hacimli isteklerle bombardımana tutmasına denir. Bu saldırı, internet ve uygulama işleyişinde normalde görülmeyen sonuçlar ve hız düşüklüğüne neden olabilir.

Kötü Amaçlı Yazılım ve Fidye Yazılımı

Kötü amaçlı yazılım, bir istemci, bilgisayar, sunucu ya da bilgisayar ağına zarar vermek, işleyişi kesintiye uğratmak veya yasa dışı erişim sağlamak için oluşturulan yazılıma denir. Fidye yazılımı ise belirli bir kötü amaçlı yazılım çeşididir. İzinsiz erişilen dosyaları silmek veya saklamakla tehdit ederek fidye ister.

Kimlik Hırsızlığı

Kimlik hırsızlığı, kişilerin ve şirketlerin bilgilerini elde etmek için genellikle eposta yoluyla yapılan sahtekarlık biçimidir. Bu güvenlik olayı, çalışma ortamlarında sıkça karşımıza çıkan ve KVKK açısından şirketleri riske atan bir yöntemdir. 

Şirket içi Tehditler

Şirket içi tehditler, bir şirketin varlıklarına veya verilerine erişime sahip yüksek yetkili kişiler tarafından kasıtlı ya da kasıtsız olarak ortaya çıkan saldırılardır. Özellikle uzaktan çalışma sisteminde veriye erişimi olan çalışan ve yöneticilerin siber güvenlik konusunda yeterli bilgiye sahip olmaması bu riski artırır. 

Daha fazla bilgi için 2021 yılında en çok karşılaşılan siber tehditlere göz atın.

Şirketler Neden Olay Müdahale Planına İhtiyaç Duyar?

GDPR (Genel Veri Koruma Yönetmeliği) kişisel verilerin korunmasına yönelik oluşturulmuş bir yönetmeliktir. Bu yönetmelik, aynı zamanda ihlal olduğunda bu olayın nasıl yönetileceğine dair prosedür belirlenmesini zorunlu kılar. Bu sebeple olay müdahale planları yasal olarak da zorunlu kılınmıştır. 

Bir siber saldırı ya da veri ihlali, müşterilere, iş ortaklarına ve şirketinize büyük zararlar verebilir. Örneğin, müşterilerin kişisel verileri ve şirketinize ait bilgiler ele geçirildiğinde, kötü amaçlarla kullanılması söz konusu. Diğer yandan, bu gibi siber tehditler şirketiniz için zaman, para ve itibar kaybı anlamına da gelir.   

Bir olay müdahale planı, bu zararları asgari seviyeye indirmenize yardımcı olur. Bu plan sayesinde, verilerinizi en kısa sürede kurtarabilirsiniz. Aynı zamanda, iyi bir olay müdahale planına sahip olmak yatırımcılar, iş ortakları, müşteriler ve çalışanlar ile güven ilişkinizde önemli bir kriterdir.

Yaşadığımız ileri teknoloji çağında farklı sektörlerden birçok şirket veri ihlali ya da siber suçla karşılaşabiliyor. Bu sebeple şirketinizi korumanın en iyi yolu, iyi düşünülmüş, tekrarlanabilir ve tutarlı bir olay müdahale planı hazırlamaktır.

Olay müdahale planınızı Omreon’un uzman ekibi ile birlikte hazırlamak için bizimle iletişime geçin.

Olay Müdahale Planınıza Neleri Dahil Etmelisiniz?

Olay müdahale planları, şirketin yapısına, kullandığı teknolojilere ve depoladığı veriye göre değişiklik gösterir. 

Ancak, şirketleri koruyacak bir plan hazırlarken mutlaka atılması gereken adımlar var. 

İpucu: Öncelikle, planın hedefleri, kapsamı ve yol gösterici ilkelerini özetleyin. Amacın vurgulanması planın geri kalanı için yol gösterici olur.

İhlali Tanımlayın ve İlk Adımları Belirleyin.

Bu bölümde aşağıdaki soruları kendinize sorun ve cevapları plana dahil edin:

  • Hangi koşullarda planı etkinleştirmelisiniz? 
  • Plana başvurma ve planı başlatma yetkisi kimde olacak? 
  • Olay müdahale ekibi nerede ve nasıl buluşuyor? 
  • İlk aşamada hangi kişiler kimlerle iletişime geçmeli?

İhtiyaç Listesi Oluşturun.

Olay müdahale ekipleri, ihlal yaşanması durumunda ihtiyaçları olacak eşyalara ve bilgilere önceden karar vermelidir. Örneğin, yedek kablolar, şarj cihazları, not defteri vb. araçları yakınınızda tutun.

Roller ve Sorumlulukları Belirleyin.

Olay müdahale ekibinin belli olması gerekir. Bu üyelerin hangi rol ve sorumluluklara sahip olduğunu da kesinleştirmelisiniz. Bu üyelerden herhangi birinin müsait olmaması halinde ulaşılacak yedek irtibat kişilerini de not edin. 

Tespit ve Analiz: Senaryolar Kurun.

Bir güvenlik ihlalinin nasıl tanımlandığı ve tespit edildiği ile ilgili tüm belgeleriniz bu kısımda yer alır. Bu bölüm genellikle senaryolardan oluşur. Benzer saldırıları daha önce yaşamış ve pratik çözümler üreten kişilerden profesyonel yardım isteyebilirsiniz.

Teknik Prosedürleri Açıklayın.

Teknik prosedürler, kontrol altına alma yöntemlerini sıralar. Bunun yanı sıra, etkilenen sistemlerin kurtarılması ve tehdidin ortadan kaldırmasına yönelik prosedürleri de özetler. 

İletişim Yöntemi ve Aracı Belirleyin.

Siber güvenlik danışmanları, kanun uygulayıcılar, ve müşteriler gibi taraflarla iletişimi sağlarken hangi yöntem ve araçları kullanacağınızı önceden kararlaştırın.

Olayı Değerlendirerek Güvenliği Artırın.

İhlal çözüldükten sonra değerlendirme sürecine sıra gelir. İhlalin nasıl gerçekleştiği, ileride benzer ihlallerin nasıl önleneceğine dair adımlar atmak gerekir. Yaşanan olayı değerlendirerek, gerekli değişiklikleri kapsayacak şekilde planınızı güncelleyin. Bir siber suç veya veri ihlali söz konusu olduğunda atmanız gereken adımları önceden belirlemelisiniz. Ancak düzenli ve sistematik bir olay müdahale planı oluşturduğunuzda, veri güvenliğini sağlayabilirsiniz.

Dış Kaynak Kullanımı İle Yetenek Eksikliği Nasıl Aşılır?

Yetenek eksikliği, şirketinizi rakiplerinizin ve potansiyelinizin gerisinde bırakabilir. Global olarak, ihtiyaç duyulan yeteneklere sahip çalışan sayısı talep ile aynı hızda artmazken şirketlerin daha iyi işgücüne erişimi zorlaşıyor. Şirketinizde yetenek eksikliğini aşmak için dış kaynak kullanımı ile ekibinizi güçlendirebilirsiniz. 

Dış kaynak kullanımı ya da outsourcing, farklı alanlarda karşımıza çıksa da yazılımda çok daha fazla kullanılıyor. Statista’nın son istatistiklerine göre, BT/yazılım çalışanları küresel dış kaynak kullanımı pazarının %60’ını oluşturuyor. 

Yetenek eksikliğinin nedenleri neler?

Yetenek eksikliğinin nedenini tek bir yerde bulmak mümkün değil. Eksikliği gidermek için konuyu geniş bir çerçeveden almak ve nedenlerini iyi anlamak gerekiyor.

Artan rekabet ortamı

2020 itibarıyla, ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu, yalnızca STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) ile ilgili alanlarda 1 milyondan fazla iş ilanı öngördü. STEM alanlarındaki talep sürekli artarken, bu alanlarda yetkin kişi sayısı yeterli değil.

Yükselen talep ile birlikte iyi yazılımcıları işe almak için şirketler birbiriyle rekabet içinde. Rekabet ortamında işverenden beklentisi artan yazılımcıları işe alma veya elde tutmanın zorlaşması, yetenek eksikliğinin en önemli nedenlerinden biri.

Çalışma modelindeki dönüşüm

COVID-19 ile birlikte tam zamanlı çalışanların sayısındaki düşüş ise bir diğer neden. İnsanlar, sağlıklarını tehlikeye atmadan çalışmak istiyor. Bunun için sunulan imkanlar onları ofisten çalışma fikrinden uzaklaştırıyor. 

Evden çalışmayı deneyimleyen çok sayıda kişi, artık ofislere dönmek istemiyor. Uzaktan çalışma sistemiyle farklı ülkelerdeki projelere dahil olabilen çalışanlar, mesleki ve maddi açıdan daha fazla tatmin yaşıyor. Bu nedenle, yazılım geliştirmede dış kaynak kullanımı ve uzaktan çalışma yaygınlaşıyor.

Kuşaklar arası farklılıklar

Yeni nesil, önceki nesillere göre çok daha farklı bir çalışma ve yaşam tarzına sahip. Genç yazılımcıları, günde 8 saat bir ofiste tutup belli görevleri yerine getirmeye ikna etmek kolay değil. 

Genç nesil, yaratıcı fikirleriyle daha fazla katkıda bulunabilecekleri projelerde ve esnek koşullarda çalışmak istiyor. Bu nedenle onları projenize dahil etmek için ilgilerini çekecek yollar bulmalısınız.

Yetenek eksikliğinin önüne nasıl geçilir?

İşverenlerin yetenek eksikliğinin önüne geçmek için yüksek maaş ve esnek çalışma seçeneği sunması gerekiyor. Bu tüm şirketler için özellikle maddi açıdan sürdürülebilir bir çözüm değil. 

Bu nedenle yetenek eksikliğinin önüne geçmek için dış kaynak kullanımı en çok tercih edilen yöntemler arasında başta geliyor. Dış kaynak yazılım sağlayıcılar, gerektiğinde bir ekip olarak çalışarak projelerin ihtiyaç duyduğu tüm adımları eksiksiz yerine getirebiliyor. 

Teknoloji alanında neden dış kaynak kullanmalısınız?

International Data Corporation’a (IDC) göre bilgi teknolojisi (BT), 2020’de 5 trilyon ABD doları piyasa değeriyle en büyük sektörlerden biriydi. Buna karşılık en çok yetenek eksikliği görülen ve aynı zamanda dış kaynak kullanan alanlardan biri de teknoloji. 

Teknoloji alanında yeni bir çalışanı işe alma süreci, yüksek maliyet ve iş akışının yavaşlaması anlamına geliyor. Clutch’ın araştırması, dış kaynak kullanan küçük işletmelerden %24’ünün, bununla verimliliği artırmayı hedeflediğini gösteriyor. Çünkü elde tutmanın zor olduğu çalışanlara yatırım yapmak uzun ve kısa vadeli hedeflerinizi riske atıyor. 

Deloitte’in raporuna göre ise, dış kaynak kullanan şirketlerin çoğu, maliyeti azalttığı için bu yolu tercih ediyor. Böylece alanında yetkin kişileri, hangi ülkede bulundukları fark etmeksizin, ekibinize çok daha uygun maliyetle dahil etme şansınız artıyor. Saat ya da proje bazlı olarak ücretlendireceğiniz bu kişiler, yalnızca aldığınız hizmet kadar ödeme alıyor.

Outsourcing, şirketinizin yetenek ihtiyaçları için en uygun seçenek

Yazılım geliştirmede outsourcing, tam anlamıyla dönüşüm yaratacak iş ortakları ile bir araya gelmek anlamına geliyor. İş yapma biçimlerinizi dönüştüren, katma değer kazandıran ve en son teknolojiden yararlanmanızı sağlayan yazılımcılar ile hedeflerinizi yükseltin. Çünkü farklı projeler için farklı yeteneklere odaklanmış ekipler oluşturarak projelerinizi çok daha hızlı ve başarıyla gerçekleştirebilirsiniz. 

Dış kaynak kullanımını planlayın

İş süreçlerinizi güçlendirmek için dış kaynak kullanmaya karar verdikten sonra birlikte çalışacağınız iş ortağınızı seçmek için adımlarınızı planlamanızda fayda var. 

İhtiyacınız olan yetenekleri belirleyin.

Her şeyden önce ekibinizin zayıf yönlerini tespit etmek için zaman ayırın. Tam olarak hangi yeteneklere ihtiyacınız var? 

  • Belli dillerde size destek verecek yazılımcılara, 
  • kullandığınız teknolojiler konusunda sizi güncel tutacak bir danışmana, 
  • baştan sona süreci yönetecek ve tamamlayacak bir ekibe ihtiyaç duyabilirsiniz. 

Özellikle internet ve mobil uygulamaları, büyük veri çözümleri, iş zekası, GDPR, e-ticaret çözümleri, bulut özellikli çözümler yaygın olarak dış kaynak desteği ile tamamlanabilir.

Beklentilerinizi belirleyin. 

Ekibinizi dışarıdan destekleyecek kişi ya da ekiplerden tam olarak ne beklediğinizi belirleyin. Hedeflerinizi ve çalışma biçiminizi görüşme aşamasında iyice açıklayın. 

İş tanımını yapın, dahil olacakları proje hakkında detaylı bilgi verin. Belirlediğiniz bir iş akışı ve teslim tarihleri varsa bunları konuşun. Fikirlerini alın. Bu görevlerin tamamını yerine getirip getiremeyeceklerini değerlendirmelerini isteyin.  

Adayları inceleyin.

Artan talep ile birlikte vadettiği alanlarda yetkin olmayan kişi ve ekipler de ortaya çıkıyor. Yazılım projenizi teslim edebileceğiniz dış kaynak sağlayıcının gerçekten aradığınız yetenek olduğundan emin olmak için doğru soruları sorarak başlayın. Uzman oldukları alanları, kullandıkları teknolojileri, bugüne kadar tamamladıkları projeleri sorun.

Dış kaynak sağlayıcınızın veri gizliliği ve güvenliği konusunda önlem alması gerekiyor. Bunun için nasıl bir yol izlediklerini öğrenin. Özellikle farklı bir ülkede yaşayan sağlayıcılar için ödemeyi nasıl yapacağınızı ve çalışma saatlerini çalışmaya başlamadan önce belirleyin.

Sonuç

Şirketler için dijital dönüşümün kaçınılmaz hale gelmesiyle birlikte, yazılım alanında dış kaynak kullanımı artıyor. Yazılım geliştirmede dış kaynak kullanımı yeni başlayan girişimciler için en pratik, en güvenilir ve en uygun maliyetli çözüm olarak karışımıza çıkıyor. Dış kaynak kullanımı ile ilgili daha fazla bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Uzaktan Çalışma Veri Güvenliği İhtiyacını Artırıyor

Tüm dünyada insanların %18’i uzaktan tam zamanlı çalışıyor. Buna karşılık, BT uzmanlarının %54’ü uzaktan çalışanların daha büyük bir veri güvenliği riski oluşturduğunu düşünüyor. Bu veriler, tüm dünyada farklı sektörlerden şirketin veri koruma stratejileri geliştirmesi gerektiğine işaret ediyor. 

Uzaktan çalışanların sayısıyla birlikte artan veri güvenliği riski, evden çalışmanın avantajları karşısında ciddi bir sorun yaratıyor. Dijitalleşen çok sayıda veri, tehdide açık hale gelerek şirketleri tedirgin ediyor. 

Diğer yandan sürekli gelişen teknoloji ve proaktif yaklaşımlarla bu sorunun üstesinden gelmek mümkün. Veri korumanın önemi beraberinde etkili koruma yolları da getiriyor.

Uzaktan çalışma neden veri tehdidine yol açıyor?

Herkesin bir arada bulunduğu ofislerde, dijitalleşen veri daha azdı. Mevcut dijital veri, merkezi bir noktada depolanıyordu. Kötü niyetli yazılımcıların veriye erişmek için bu merkezi depolama alanını hedef alması gerekiyordu. 

Günümüzde toplantılar da dahil olmak üzere tüm süreçler, dijital veri olarak kayıt altında. Şirketlere dair tüm veriler, dünyanın her yerinden çalışanların cihazları ve ağları arasında sürekli seyahat ediyor. Bu aralıksız trafik, veriyi tehditlere daha açık hale getiriyor.

Yeterli teknolojik bilgiye sahip olmayan çalışanlarınız, güvenli veri paylaşımı konusunda gerekli önlemleri almayabilir. Farkında olmadan güvenlik açıklarına neden olarak şirketinizi tehlikeye atabilirler. Ev interneti ya da kafe, ortak çalışma alanı gibi genel kullanıma açık internet ile veri paylaştıklarında, şirketiniz siber suçlar için çok daha savunmasız hale getirir.

Özellikle kolay depolama ve paylaşım nedeniyle tercih edilen bulut tabanlı sistemler hackerların hedefinde. Bir bilgi internette ortamında dolaşıma girdiği anda, siber suçların tehlikesi altına giriyor.

Şirketlerin neden veri güvenliği tehditlerine karşı tetikte olmaları gerekiyor?

Uzaktan çalışmayı tercih eden şirketlerin veri güvenliği konusunda çok faktörlü kimlik doğrulama ve veri şifreleme gibi yöntemlerle önlem almaları gerekiyor. Bulutta sakladığınız belgeleriniz, e-postalarınız, anlık iletileriniz ve üçüncü taraf hizmetleriniz şirketinize özel verilerdir. Bu bilgilerin istenmeyen kişilerce erişilmesi, stratejilerinizi riske atabilir ve şirketinizin güvenilirliğini sarsar. 

Diğer yandan müşteri, çalışan gibi şirketinize güvenerek sizinle bilgilerini paylaşan tarafların kişisel verilerini korumak sizin yasal sorumluluğunuzda. Bu bilgilere yetkisi olmayan kişilerin erişmesi, KVKK kapsamında sizi yasal olarak zor duruma düşürür. Bu nedenle, veri güvenliği yalnızca bir tercih değil yasal olarak da önlem almanız gereken bir konuya dönüşüyor.

Gelişen teknoloji, uzaktan çalışmanın avantajlarını artıran sistemler ve araçlar sunarken siber suçluları da güçlendiriyor. Veri ihlalleri, şirketler için her yıl şirketin büyüklüğüne bağlı olmak üzere milyon dolara varan maliyete yol açıyor. Veri ihlali maliyetleri, 2021 yılında 4,24 milyon ABD doları ile son 17 yılın en yüksek ortalama toplam maliyete ulaştı. 

Tüm bu nedenlerle, şirketinizin veri koruma kapsamında araçlara ve üçüncü parti hizmetlere yatırım yaparak maksimum önlemi alması gerekiyor.

Uzaktan çalışanların alabileceği veri güvenliği önlemleri

Çalışanlarınızı siber tehditlere karşı nasıl önlem alabilecekleri konusunda eğitmenizde fayda var. Peki, uzaktan çalışan ekibinizin alabileceği temel veri güvenliği önlemleri neler?

Antivirüs ve internet güvenliği yazılımlarını kullanın

Veri güvenliği için yapacağınız ilk şey, bir antivirüs programına yatırım yapmak. Antivirüs paketleri, sizi pek çok siber tehdide karşı otomatik olarak koruyor. 

Bunun için bu paketler temelde şu önlemleri alıyor:

  • Otomatik ya da isteğe bağlı olarak kötü amaçlı yazılımların tespiti için tarama,
  • Algılanan tüm kötü amaçlı yazılımların ve kodların kaldırılması,
  • Bilgisayarınızın ve diğer aygıtların güvenliğini doğrulama.

Bu programlar, tüm veri koruma süreçlerini arka planda yapabileceği gibi kullanıcıyı bilgilendirebilir ve izin isteyebilir. Bu nedenle yapacağınız yatırımı etkili kullandığınızdan emin olmak için uzaktan çalışan ekibinizin bu program hakkında bilgilendirin. 

Ev internetini güvenli hale getirin

Ev internetinin güvenliğini artırmak, uzak çalışanlarınızı siber suçlara karşı güçlendirir. Bunun için yapabileceğiniz birkaç farklı şey var. Öncelikle, çalışanlarınızdan internet sağlayıcısının verdiği şifre yerine güçlü bir şifre oluşturmalarını isteyin. Kolayca tahmin edilemeyecek bir şifre belirlediklerinden emin olun. 

İnternet bağlantısının kime ait olduğunun kolayca anlaşılacağı bir ağ adı seçmemeleri gerektiğini hatırlatın. Adresi, isim, şirket adı gibi bilgileri ağ adı olarak kullanmak, onları kolay hedef haline getirir. Buna ek olarak ağa yalnızca doğrulanmış cihazların bağlanması için ayarlarını değiştirmeleri ve yazılım güncellemeleri güvenliği artıracak. 

Bu işlemleri nasıl yapacaklarını bilmiyorlarsa, onlara yardımcı olmak için zaman ayırın.

Zoom, Google Drive gibi araçların güvenliğine dikkat edin

Uzaktan çalışanlarınızın, diğer çalışanlar, müşteriler ve iş ortaklarınızla iletişim kurmak için farklı araçlar kullanmaya ihtiyacı var. Bu araçların nasıl daha güvenli kullanılabileceği konusunda bir eğitim verebilirsiniz.

Zoom’un popülerleştiği zamanlarda, yanlış kullanım nedeniyle şirketlerin pek çoğu zor durumda kalmıştı. Benzer durumlar, farklı dijital araçlar için de yaşandı. Örneğin, çalışanlarınız toplantı organize edeceğinde, oturum linklerini kimlerle paylaştıklarından emin olmalılar. Oturuma özel bir şifre belirlemek güvenliği daha da artırır.

Google Drive, şirketlerin dosya paylaşmak için sıkça tercih ettikleri bir başka uzaktan çalışma aracı. Çalışanların hangi e-posta adresiyle dosya oluşturduğuna dikkat etmesini isteyebilirsiniz. Ayrıca her bir dosyanın ya da dokümanın kimlerle paylaşıldığından ve verilen izinlerden emin olmaları gerekiyor.

Veri güvenliği hizmeti alın

Çok sayıda veri koruma aracı ile şirketinizin güvenliğini belli ölçüde güçlendirebilirsiniz. Ancak, siber suçlar için kullanılan teknoloji sürekli gelişiyor. Veri güvenliği hizmeti veren şirketler, uzaktan çalışan ekipler için veri dağıtımının nasıl tasarlanacağı, uygulanacağı ve denetleneceği konusunda sizi destekler. 

Veri güvenliği hizmeti kapsamında, kritik verilerinizin riske ne kadar açık olduğunu somut olarak değerlendirebilirsiniz. Varsayımsal önlemler yerine, proaktif adımlarla bir veri koruma stratejisi belirleyebilir ve bu stratejiyi etkili şekilde uygulayabilirsiniz. 

Düzenli kontrollerle dönüşen siber suçlara karşı sürekli sisteminizi analiz edebilir, veri ihlali yaşanmadan önlem alabilirsiniz. Üstelik, siber suçlarla mücadele konusunda uzman kişilerin yöneticilerinizi ve uzaktan çalışan ekiplerinizi eğitimesini sağlayabilirsiniz.

Sonuç 

Veri güvenliği, yalnızca bir sektör için değil, herkes için çok önemli bir konu. Uzaktan çalışmanın çok sayıda avantajından faydalanırken şirketinizin prestijini korumak ve yasal olarak kendinizi güvence altına almak için gerekli adımları atın. Dijital çağda nasıl güvende kalabileceğiniz hakkında daha fazla bilgi edinmek için bize ulaşabilirsiniz.